Eğitimci Yazar Yasin Görmüş'ten Dijital Dünyaya Ahlak Penceresi
Eğitimci Yazar Yasin Görmüş, ilk kitabı 'Dijital Tufanda Ahlak'ta teknolojinin hayatımıza etkisini yalnızca ekran süresi üzerinden değil; ahlak, vicdan, mahremiyet, aile, çocuklar ve toplumsal değerler üzerinden ele alıyor
Eğitimci Yazar Yasin Görmüş’ten Dijital Dünyaya Ahlak Penceresi
Yasin Görmüş’ten Dikkat Çeken Kitap: “Biz Önce İnsanız, Sonra Kullanıcıyız”
Eğitimci Yazar Yasin Görmüş, ilk kitabı “Dijital Tufanda Ahlak”ta teknolojinin hayatımıza etkisini yalnızca ekran süresi üzerinden değil; ahlak, vicdan, mahremiyet, aile, çocuklar ve toplumsal değerler üzerinden ele alıyor. Görmüş, dijital dünyanın karşısında değil, bilinçsiz ve ölçüsüz kullanımın karşısında durduğunu belirterek, “Biz önce insanız, sonra kullanıcıyız” mesajını veriyor.
Dijitalleşmenin günlük yaşamın hemen her alanını dönüştürdüğü günümüzde, teknolojinin insan davranışları ve toplumsal değerler üzerindeki etkileri de giderek daha fazla tartışılıyor. Eğitimci Yazar Yasin Görmüş, Oridvian Yayınları etiketiyle yayımlanan ilk eseri “Dijital Tufanda Ahlak” ile bu tartışmaya ahlak ve değerler penceresinden yaklaşıyor.
Aristoteles’ten Rousseau’ya uzanan düşünsel bir çerçeveden yararlanan Görmüş; aile, eğitim, toplum ve ahlak kavramlarını dijital çağın ortaya çıkardığı yeni sorunlarla birlikte değerlendiriyor. Kitapta özellikle çocukların ve gençlerin dijital dünyayla ilişkisi, sosyal medyada kullanılan dil, mahremiyet, görünürlük arzusu, algoritmalar ve dijital bağımlılık gibi başlıklar dikkat çekiyor.
“Teknolojiye değil, bilinçsiz kullanımına itiraz ediyorum”
Görmüş, kitabının teknoloji karşıtı bir çalışma olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çiziyor. Teknolojinin bilgiye erişimden iletişime ve eğitime kadar insanlığa önemli imkânlar sunduğunu ifade eden Görmüş, asıl tartışılması gereken noktanın teknolojinin hangi değerler çerçevesinde kullanıldığı olduğunu vurguluyor.
“Teknolojiye itiraz ediyor kitap değil bu. Teknolojinin, özür dileyerek söylüyorum, ahlaksız, ölçüsüz, denetimsiz ve bilinçsiz kullanımına” sözleriyle yaklaşımını ortaya koyan Görmüş, dijitalleşmenin yalnızca teknik bir dönüşüm olarak değerlendirilmesinin yetersiz kaldığı görüşünde.
Dijital çağın “tufanı”
Kitabın isminde kullanılan “tufan” kavramı da eserin temel yaklaşımını yansıtıyor. Görmüş’e göre sosyal medya, yapay zekâ, algoritmalar, dijital platformlar, ekran bağımlılığı, görünürlük arzusu ve mahremiyetin aşınması tek tek ele alınabilecek gelişmeler olsa da bunların birleşimi insanları büyük bir dijital akışın içine çekiyor.
Bu noktada temel sorunun teknolojiden kaçmak değil, insanın bu yoğun akış içerisinde kendi değerlerini nasıl koruyacağı olduğunu belirten Görmüş, kitabında “Gelin biraz duralım, bu akış bizi nereye götürüyor?” sorusunun peşine düşüyor.
“Dijitalde görünmez olmak, ahlaki sorumluluğu ortadan kaldırmaz”
Kitapta üzerinde durulan önemli başlıklardan biri de sosyal medyada kullanılan dil. Görmüş, ekran arkasında kurulan cümlelerin gerçek hayattaki etkilerinin göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Dijital ortamda yapılan bir yorumun, hakaretin, alayın veya linç çağrısının yalnızca klavyeden çıkan kelimeler olmadığını vurgulayan Görmüş, ekranın diğer tarafında gerçek bir insan bulunduğunun unutulmaması gerektiğini ifade ediyor.
Kitabın bu konudaki temel mesajlarından biri ise şu düşüncede karşılık buluyor:
“Ahlak sadece sokakta, okulda, evde değil; bilakis yorum satırında, paylaşımda, mesajda da geçerlidir.”
Çocuklar dijital dünyanın en savunmasız kesimi
“Dijital Tufanda Ahlak”ta çocuklar ve gençlere ayrı bir yer ayrılıyor. Görmüş, çocukların henüz erken yaşlarda ekranlarla tanıştığına işaret ederek meselenin yalnızca “kaç saat ekran başında kalındığı” üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtiyor.
Çocukların hangi içeriklere maruz kaldığı, kimlerle iletişim kurduğu ve karşılaştığı içerikleri anlamlandırmasına yardımcı olacak bir yetişkinin bulunup bulunmadığı da kitabın üzerinde durduğu sorular arasında yer alıyor.
Bu noktada ailelere önemli sorumluluk düştüğünü belirten Görmüş, yasaklamanın tek başına çözüm olmadığını; ebeveynlerin çocuklarına davranışlarıyla örnek olması gerektiğini savunuyor.
Ailelere “kaliteli zaman” çağrısı
Görmüş’e göre ahlak eğitiminin ilk ve en güçlü alanlarından biri aile. Çocuğun evde gördüğü davranışların dijital dünyadaki tutumlarını da şekillendirebildiğini ifade eden yazar, ailelere çocuklarıyla daha fazla nitelikli zaman geçirmeleri çağrısında bulunuyor.
Telefonun yerine sohbet, oyun, kitap, yürüyüş, spor, sanat ve aile içi paylaşım gibi etkinliklerin konulabileceğini belirten Görmüş, ailelerin aynı zamanda çocuklarının kullandığı dijital platformları tanıması gerektiğine dikkat çekiyor.
“DijitEr birey” kavramıyla dijital erdeme dikkat çekiyor
Kitabın dikkat çeken kavramlarından biri de “DijitEr birey”. Görmüş bu ifadeyi, “dijital erdem sahibi birey” anlamında kullanıyor.
Buna göre DijitEr birey; dijital dünyada var olurken vicdanını, ölçüsünü, sorumluluğunu ve mahremiyet anlayışını kaybetmeyen; gördüğü her şeye inanmayan, duyduğu her şeyi paylaşmayan ve öfkesini yorum satırlarına taşımayan bireyi ifade ediyor.
Görmüş, dijital insan olmanın öğretildiği kadar “dijitalde insan olmanın” da öğretilmesi gerektiği görüşünü dile getiriyor.
Aristoteles ve Rousseau’dan dijital çağa
Görmüş, kitabında günümüzün dijital meselelerini klasik düşünürlerin görüşleriyle birlikte değerlendiriyor. Aristoteles’in ahlak, alışkanlık ve eğitim yaklaşımı ile Rousseau’nun bireyin özgürlüğü ve toplum ilişkisine yönelik düşüncelerinden hareketle bugünün dijital dünyasına farklı bir perspektif sunmaya çalışıyor.
Yazar, insanlığın karşı karşıya bulunduğu iyilik, erdem, özgürlük, sorumluluk ve toplumsal yaşam gibi meselelerin yeni olmadığını; değişenin ise bu sorunların yaşandığı araçlar ve ortamlar olduğunu vurguluyor.
“Biz önce insanız, sonra kullanıcıyız”
Kitabın merkezindeki en dikkat çekici ayrımlardan biri ise “insan olmak” ile “kullanıcı olmak” arasındaki fark.
Görmüş’e göre dijital dünya bireyi çoğu zaman “kullanıcı” kimliğine indirgerken insan; düşünen, hisseden, merhamet eden, pişman olan, sorumluluk alan ve başkasının acısını anlayabilen bir varlık olmayı sürdürüyor.
Yazar, bu nedenle dijital çağda insanların ekran karşısında da vicdanını yanında taşıması gerektiğini belirterek, “Biz önce insanız, sonra kullanıcıyız” mesajını öne çıkarıyor.
Gelecek nesiller bugünün dijital kullanıcılarını nasıl hatırlayacak?
Görmüş, kitabın sonunda bugünün insanına daha geniş bir tarih perspektifinden bakıyor. İnsanlığın dijital dünyanın henüz ilk kuşak kullanıcıları arasında bulunduğunu belirten yazar, gelecekte bugünün dijital alışkanlıklarının nasıl değerlendirileceği sorusunu gündeme getiriyor.
“Biz bu çağın ilk kullanıcıları olabiliriz ama aynı zamanda bu çağın ilk sorumlularıyız” düşüncesini öne çıkaran Görmüş; gelecek nesillere nasıl bir dijital kültür, nasıl bir iletişim dili ve hangi değerlerin bırakılacağının bugünkü tercihlerle şekilleneceğini ifade ediyor.
“Dijital Tufanda Ahlak”, teknolojiden uzaklaşmayı değil, teknolojinin merkezinde insanı ve insani değerleri yeniden hatırlamayı öneren yaklaşımıyla; ailelere, eğitimcilere, gençlere ve dijital dünyanın geleceği üzerine düşünen okurlara sesleniyor.
Van - Van Haber - Van Haberleri - vanhaber - Van Gazetesi - van haber
Haber: Eyşan yetkin yzg