Van'daki okulda silah olayına ilişkin açıklama
Van'ın Tuşba ilçesindeki Polatoğlu Ortaokulu'nda bir öğrencinin okula pompalı silahla gelmesiyle ilgili Eğitim Sen Van Şubesi tarafından yazılı basın açıklaması yapıldı.
Eğitim Sen Van Şubesi, Tuşba ilçesindeki Polatoğlu Ortaokulu’nda bir öğrencinin okula pompalı silahla gelmesine ilişkin yaptığı açıklamada, bireysel silahlanmanın okul güvenliği açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirterek kapsamlı önlemler alınması çağrısında bulundu.
Açıklamada, yaşanan olayın okulların ve öğrencilerin güvenliği açısından ciddi bir uyarı olduğu belirtilerek, olaydan etkilenen öğrenciler, eğitim emekçileri ve velilere geçmiş olsun dilekleri iletildi.
Eğitim Sen Van Şubesi, okulların çocukların korku ve kaygıyla değil, güven ve huzur içinde eğitim göreceği alanlar olması gerektiğini vurguladığı açıklamada şunları kaydetti:
“Van Tuşba Polatoğlu Ortaokulu’na sabah saatlerinde gelen bir öğrencinin elinde pompalı silah bulunduğuna ilişkin yaşanan olay, okullarımızın ve öğrencilerimizin güvenliği açısından ciddi bir uyarıdır. Yaşanan olaydan etkilenen tüm öğrencilerimize, eğitim emekçilerimize ve velilerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Okullar; çocuklarımızın korku ve kaygıyla değil, güven, özgürlük ve huzur içinde eğitim göreceği yerler olmalıdır. Ancak bireysel silahlanmanın yaygınlaşması, çocukların ve gençlerin şiddet içerikli görüntü ve içeriklere sosyal medya üzerinden kolayca erişebilmesi ve ailelerin çocuklarının yaşamındaki değişimleri yeterince takip edememesi, okulların güvenliği açısından giderek daha önemli sorunlar haline gelmektedir.
Polatoğlu Ortaokulu’nda yaşanan olay, bu sorunların birbirinden bağımsız ele alınamayacağını bir kez daha göstermiştir. Bir öğrencinin okula silahla gelebilmesi, yalnızca okulun güvenliği üzerinden değerlendirilebilecek bir durum değildir. Bu olay; bireysel silahlanmadan ailelerin sorumluluğuna, sosyal medya kullanımından çocukların şiddetle ilişkisine, okul güvenliğinden toplumsal politikalara kadar birçok başlığın birlikte ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.
Burada özellikle altını çizmek istediğimiz bir nokta vardır:
Eğitim emekçileri yalnızca ders anlatan kişiler değil; öğrencilerini yakından gözlemleyen, yaşanan değişimleri ve olası riskleri fark etmeye çalışan ve karşılaştıkları sorunlara zamanında müdahale eden emekçilerdir. Polatoğlu Ortaokulu’nda yaşanan olayda da eğitim emekçilerinin dikkati ve duyarlılığı, olası daha büyük bir tehlikenin önüne geçilmesinde önemli rol oynamıştır.
Ancak eğitim emekçileri ve okul yöneticileri, toplumun bütün sorunlarının çözümünü tek başlarına üstlenmek zorunda bırakılamaz.
Çocukların eline silah geçmesini önlemek öğretmenin görevi değildir. Bireysel silahlanmanın önüne geçmek okul yöneticilerinin sorumluluğu değildir.
Çocukların sosyal medya üzerinden maruz kaldığı şiddet içeriklerini denetlemek yalnızca eğitim emekçilerinin omuzlarına bırakılamaz. Ailelerin, kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin, eğitim kurumlarının ve toplumun diğer bileşenlerinin sorumluluklarını yerine getirmediği bir ortamda, yaşanan her olayın sonucunu öğretmenlere ve okul yöneticilerine yüklemek kabul edilemez.
Sorumluluğu okulun kapısında başlayıp okulun kapısında biten bir mesele olarak görmek, sorunun gerçek boyutunu görmemek anlamına gelir.
Çocuklarımızın güvenliği konusunda fedakârca çalışan eğitim emekçilerinin üzerindeki yük daha da ağırlaştırılmamalı; aksine onların çalışmalarını destekleyecek mekanizmalar oluşturulmalıdır.
Bu nedenle çocuklarımızın güvenliği konusunda bütünlüklü bir yaklaşım geliştirilmelidir. Aileler çocuklarının yaşamını, arkadaş çevresini, sosyal medya kullanımını ve karşılaştıkları riskleri yakından takip etmeli; çocukların şiddet içerikleriyle ilişkisi konusunda bilinçlendirici çalışmalar yürütülmelidir.
Sosyal medya platformlarında çocukların şiddet içeriklerine ve tehlikeli davranışları özendiren içeriklere maruz kalmasını önleyecek etkili mekanizmalar oluşturulmalıdır.
Çocukların dijital dünyada karşılaştıkları risklere karşı aileleri ve eğitim emekçilerini yalnız bırakmayan politikalar geliştirilmelidir.
Öte yandan bireysel silahlanmanın ulaştığı boyutlar bütün yönleriyle ele alınmalı, çocukların ve gençlerin silahlara erişimini engelleyecek etkili önlemler alınmalıdır.
Buradan iktidara ve ilgili tüm kurumlara çağrımızdır:
Çocuklarımızın güvenliği için tüm eğitim bileşenleri bir araya gelmeli ve ortak bir yol haritası oluşturmalıdır. Eğitim emekçileri, veliler, öğrenciler, eğitim bilimciler, psikolojik danışmanlar, çocuk alanında çalışan uzmanlar, yerel yönetimler ve ilgili kamu kurumları bu sürecin parçası olmalıdır.
Bu yol haritası yalnızca okul girişlerinde güvenlik önlemleri alınmasından ibaret olmamalıdır. Bireysel silahlanma, şiddet, sosyal medya kullanımı, akran ilişkileri, çocukların psikososyal gelişimi, ailelerin sorumlulukları ve okullardaki güvenlik koşulları bir bütün olarak ele alınmalıdır.
Okul yöneticileri ve öğretmenler, gerekli araç ve destek sağlanmadan bütün bu sorunların çözümünden sorumlu tutulmamalıdır.
Eğitim emekçilerinin önleyici çalışmalarını güçlendirecek, onları yalnız bırakmayacak ve yaşanan sorunların bütün yükünü onların üzerine bırakmayacak bir sistem kurulmalıdır.
Eğitim ve bilim yuvalarımızı silahların, şiddetin ve korkunun egemen olduğu alanlara dönüştürmek istemiyoruz.
Çocuklarımızın güvenli okullarda eğitim görmesi bir lütuf değil, en temel hakkıdır.
Eğitim Sen olarak; bireysel silahlanmaya, okul ortamlarında şiddete ve çocuklarımızın güvenliğini tehdit eden tüm uygulamalara karşı mücadelemizi sürdürecek; eğitim emekçilerinin yalnız bırakılmadığı, öğrencilerin ve tüm eğitim bileşenlerinin güven içinde olduğu okullar için çalışmalarımıza devam edeceğiz.
Van - Van Haber - Van Haberleri - vanhaber - Van Gazetesi - van haber