Reklam
Reklam
Reklam
EMRE AN

EMRE AN

Yazan

AH BENİM BURUK YÜREĞİM…

19 Ağustos 2020 - 23:08 - Güncelleme: 21 Ağustos 2020 - 13:36

   Merhaba benim buruk yüreğim. Halinden görünen o ki bugün yine kanıyorsun içten içe…
   Biraz dertleşmek ister misin?
   Sen sus… Hiç konuşma, ben senin acılarını gayet iyi hissedebiliyorum. Bugün ben anlatayım sen sadece beni dinle…
   Bu sabah yine uzun bir aradan sonra çok berbat bir güne uyandım. Aslında bir önceki geceden iyiydi ama yine de buruk bir gündü işte… Yine huzursuz, yine mutsuz ve yine umutsuzdum.
   Bilirsin işte sevda işleri…
   Her defasında bir daha kimseye güvenmeyeceğim, kimseyi kendimden çok sevmeyeceğim diyorum ama olmuyor. Biri çıkıyor karşıma ve ben yine yelkenleri suya indiriyorum.
   Beğeniyorum, istiyorum, güveniyorum yani kısacası aldanıyorum işte…
   Aslında çok ta meraklı değilim öyle sevdalanmaya… Sadece yalnızlık çok ağır geliyor ve mutlu değilim yalnızken. Omuzuma yaslanacak bir başa ihtiyacım var. Mesela bir derdim olunca bana onu unutturabilecek samimiyete, şefkate ve biraz da sevilmeye ihtiyacım var.
   Ama işte gerçekten benim gibi aynı şeyleri yaşamak ve hissetmek isteyen kimseye rastlamıyorum. Herkesin yüzünde sahte bir maske… Masum ve temiz kalpli, melek gibi görünenlerin bile bir süre sonra içlerinden bir şeytan beliriyor. Kime açılsam, kime derdimi anlatsam beni bana ‘sen çok iyisin’ diye övüyor, sonra da benden uzak durmak için elinden gelen her şeyi yapıyor. Nedense ben hep açılıncaya kadar iyi kalpli, güzel düşünen ve dürüst biriyim onların gözünde ve ne hikmetse sevgimi, hoşgörümü ve beğenimi dile getirince birden kötü biri oluyorum onların gözünde.
    Bir zamanlar yalınayak koşup gittiğim yollardan, şimdi ayakkabıyla bile yürüyecek kadar heves bırakmadılar bende. Yani bana hiç sorma ‘Neden insanlara güvenmiyorsun?’ diye…
    En derin yaraları en çok güvendiklerimden aldım ben…
    Bazılarımız var sevgi konusunu çok abartıyor. Yani sevince çok seviyor, haddinden çok, hak ettiğinden çok seviyor. Ve çabuk kaybediyor.  Ben onlardanım işte…
    Üzerine titriyorsun mesela, onun kılına zarar gelse senin için yanıyor. O üzülse için eziliyor… Her koşulda, her an yanında olmak istiyorsun, hissettiriyorsun. Aslında ona sevgini göstermeye çalışırken daha çok seven taraf sen oluyorsun. Çünkü çok sahipleniyorsun, sahiplendikçe de daha çok bağlanıyorsun…
    Ne yazık ki bazen doğru şeyleri yanlış insan için yaparsın. Öyle olunca da istediğin gibi gitmez işler. Sen onunla geçecek bir hayat hayal ederken, O yoluna yalnız devam eder…
    O kadar anlamsız geliyor ki istemeyişleri. Hani istemek zorunda oldukları için değil, neden istemediklerini kendileri de ifade edemediği için. İşte buna inciniyorum. Biri kalkıp bana dese ki ben şu sebepten dolayı seni istemiyorum. Kısa ve net… Eyvallah der geçerim en azından sebebi var derim. Ama gereksiz ve saçma bahanelerle uzaklaşmaya çalışmaları benim sevgimi ve hislerimi basitleştirmeleri gerçekten çok incitiyor…
Bana kötü şeyler yaşatan herkesi affettim. Kimseden nefret etmiyorum, kin de gütmüyorum.
    ‘Yedisi neyse yetmişi de o olur’ derdi babam. Kötü insanları ben iyi sanmışım. Bu yüzden bütün kabahat benim.
     Dedim ya; bana kötülüğü dokunan herkesi affettim. Umarım kendi kalplerinden geçer yolları…
     Ben hayata olan inancımı asla kaybetmedim…
     Elbette zor zamanlarım, yarım kalan yollarım, yarıda bırakan sevdiklerim oldu.
     Fakat hiçbir zaman dağa küsen tavşan olmadım! İstediğim şeyler için elimden geldiği kadar çabaladım.  Çünkü hiç kimse bir insana kendi çabasızlığı kadar zarar veremiyor…
    Yani olmasını istediğin şeyler için önce gayret gerekiyor. Sonra bin kapı kapansa da Allah mutlaka bir yenisini açıyor…
    Ben inanıyorum ki insan unutsa bile yaşadıklarını/yaşattıklarını, gün gelir ayağına dolanır hepsi. Mesele, giden ya da kalan meselesi değil. Çünkü her geride kalan da haklı demek değildir zaten. Bazıları haklı olduğu için gider, başka bir yolu olmadığı için gider, kalsa daha da kötü olacağını bildiğinden gider…
    Mühim olan doğru insan olabilmek, dürüst olabilmek.
    Yoksa hiçbir ilişki zorla yürütülmemeli zaten. Bazı ilişkiler bitmeli, bazıları hiç başlamamalı…
    Asıl mesele ister kalan olsun ister giden, kimsenin hatıralarında kötü biri olarak yer tutmamak…
    Her şeyi affeder insan, unutur… Ama kimse gururunun incitildiğini, bazı hikâyelere aptal gibi inandırıldığını asla unutamaz…
    Ama kadınlara da anlam veremiyorum bazen! Kimseyi görüldüğü gibi ciddi ve samimi göremiyorum. Bugün sana sen şöyle iyisin böyle iyisin ama olmaz istemiyorum, kimseyi düşünmüyorum diyenler, yarın başkalarını koluna takmaya hevesleniyor.
    Değer gördükleri, sevildikleri, sahiplenildikleri kişileri imkansız gibi görüp olasılıklarla dahi düşünmeyip, kendileri imkansızlara umut bağlıyorlar.
    Bir kadının başı onu gerçekten seven, koruyan, sahiplenen adamın göğsüne yakışır. Çünkü öyle adamlar; göğsünün altında yalnızca o kadın için çarpan bir kalp taşır…
    Aslında bir gün mutlaka özlesin beni istiyorum…
    Her şey daha berbat bir duruma girmişken özlesin. Bir çıkış yolu olmadığında, benim için artık bir önemi kalmadığında özlesin beni.  Sevgimi, şefkatimi ona kıyamadığımı hatırlasın ve öyle özlesin. Berbat bir hayat yaşasın demiyorum. Ama bana yaşattığı her şey için bir gün pişman olsun istiyorum…
    Velhasıl…
Ahh benim buruk yüreğim;
    Nasıl da seni anlayan bir yüreğin sıcaklığındaki merhamete sarılamadın. Nasıl da ısıtmak istediğin yürekler tuz buz etti seni. Kabuk bağlamış yaralarını her defasında neden kanatıyorlar.
Ahh benim buruk yüreğim;
    Hep mi zalimlere rastlayacaktın sen. Hep böyle mi olacaktı senin bahtın. Mutluluğu hak etmeyecek ne yaptın ki sen. Pamuk gibi kalbi var dediklerin hep mi taş kalpli çıkacaktı ve sen hep mi yanlış kişilere çarpacaktın.
Ahh benim buruk yüreğim;
    Belki de herkesi kendin gibi zararsız gördüğün için hep zarar görüyorsundur. Belki de kimse sandığın kadar zararsız değildir. Belki de insanlar zarar vermekten senin kadar çekinmiyorlardır ve bu onların hoşuna gidiyordur. Biliyorum sen zarar vermek istesen bile yapamazsın, saflık senin kanında var.
Ahh benim buruk yüreğim;
    Tek niyetin huzurlu olmak, incinmemek, incitmemek bunu biliyorum. Sen mutluluğu çok hak ediyorsun bunu da biliyorum. Mutlu olmaktan çok mutlu etmeyi de çok sevdiğini biliyorum. Ama gel gör ki senin vereceğin mutluluk ya fazla geliyor yada ihtiyaç duyulmuyor.
Ahh benim buruk yüreğim;
    Ne olacak senin halin. Ne zaman bitecek bu imtihanın. Ne zaman karşılık bulacak serzenişlerin.
Ahh benim buruk yüreğim ahh…
    Ne yapalım yani her şey istediğimiz gibi olmuyor diye? İmtihan olmadan mükâfat olmaz. Zor günleri veren Rabbim ferahlığı esirgemez…
    Bir gün her şey son bulacak… Acıların, yarım kalışların, yaraların, yangınların… O gün geldiğinde yani geçmez sandığın şeyler geçtiğinde, alıştığında, artık umursamadığında; birilerinin pişmanlığı, yeni birilerinin umudu olacaksın.
    Sabret…