Van Haber - Etçi Sinan usta ve Chicken Feast markalarıyla adından söz ettiren Vanlı iş insanı Sinan Ateş, hayallerle başlayan yolculuğunu ve girişimcilik serüvenini Van Haber gündemde. “Hayal bir kıvılcımsa, emek onun ateşidir.” dedi.Van’da iş dünyasında son yıllarda adından sıkça söz ettiren isimlerden biri olan Sinan Ateş, yalnızca başarılı bir işletmeci değil; aynı zamanda gençlere örnek olan bir girişimci olarak tanınıyor. Çocukluk yıllarında salep satarak başladığı iş hayatı, bugün Van’ın önemli restoran markalarından biri hâline gelen Etçi Sinan Usta’ya uzanan bir serüvene dönüştü. Girişimcilik kıvılcımının o yıllarda çaktığını belirten Ateş, “Mahallede satış yaparken içimde hep kendi işimin patronu olma arzusu vardı” ifadeleriyle, hayallerinin ne kadar erken başladığını vurguluyor.Kafe ve restoran sektörüne giriş kararını verirken yemek üzerinden kurulan duygusal bağın etkili olduğunu söyleyen Ateş, “Restoran dediğimiz yer sadece yemek yenilen bir masa değil, insanların birlikte gülümsediği bir bağdır” diyerek misafirperverliği bir ticaretten öte bir kültür olarak benimsediğini ifade ediyor. Etçi Sinan Usta markasını kurarken lezzet kadar güven, ekip ruhu ve dürüstlüğü esas alan bir sistem kurmaya odaklandığını belirten Ateş, “Restoran, hayallerin piştiği bir sahnedir” sözleriyle işletmeciliğe olan bakış açısını özetliyor.Girişimcilik yolculuğundaki en büyük riskin, ekonomik belirsizliklerin yaşandığı bir dönemde kendi markasını kurmak olduğunu söyleyen Ateş, “Bugün geriye dönüp baktığımda yalnızca kendi yolumu açmadığımı, gençlere de ilham verdiğimi görüyorum” dedi. İş dünyasına adım atmak isteyen genç girişimcilere ise şu mesajı veriyor: “Bu iş sadece yemek işi değil, insan işidir. Gelirden önce değer üretmeye odaklanmalısınız.”Chicken Feast markasının nasıl doğduğu sorusuna içtenlikle yanıt veren Ateş, bu yerli fast-food fikrinin sektördeki eksikleri gözlemlemesiyle şekillendiğini belirterek, “Uygun fiyatlı, kaliteli ve hızlı ama aynı zamanda yerli damak tadına hitap eden bir sistem kurmak istedim. Chicken Feast bu ihtiyaca cevap verdi” diyor. Markayı oluştururken gençlere ve ailelere hitap edecek özgün bir konsept geliştirdiklerini, bunun için mutfaktan pazarlamaya kadar her adımı titizlikle planladıklarını ifade ediyor.İlk şubenin açılış sürecinde birçok zorlukla karşılaştığını söyleyen Ateş, buna rağmen yılmadığını belirterek “Büyük zincirlerle rekabet zordu ama biz farklılık yaratarak dikkat çektik” diyor. Bugün Chicken Feast’in Türkiye genelinde büyümeye hazır bir yapıya kavuştuğunu ifade eden Ateş, “Her zorluk aslında birer basamaktı” diyerek mücadeleye verdiği önemi gözler önüne seriyor.Gençlere ilham vermek isteyen Sinan Ateş, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Büyük markaları değil, büyük hayalleri örnek alın. Çünkü her marka, bir kişinin cesaretle kurduğu bir hayalle başlar. Siz de hayalinize sahip çıkarsanız, o hayal bir gün sizin imzanız olur.”
Milyoner X dergisinde yer alan yazıya göre; İş dünyasında her başarı hikâyesi bir kıvılcımla başlar. Bazısı bir aile geleneğiyle, bazısı bir fırsatla… Ama bazıları, tıpkı Sinan Ateş’in hikâyesinde olduğu gibi, çocuk yaşta kurulan hayallerle başlar. Bugün Van'da kurduğu Etçi Sinan Usta markasıyla lezzeti sofraların yanı sıra; gönüllere taşıyan Ateş, restoran açmakla kalmadı, misafir ağırlamayı bir kültür hâline getirdi. Onun girişimcilik yolculuğu, gençlere ilham verecek nitelikte.
Sinan Ateş’in çocuklukta başlayan girişimcilik serüveninden, restoran sektörüne adım atma kararına, risk alışından değerlerine kadar pek çok konuda samimi yanıtlarını bulacaksınız. “Hayal bir kıvılcımsa, emek onun ateşidir.”1. Çocukluk yıllarınızda sizi bugünkü Sinan Ateş yapan özellikler hangileriydi? O dönemde girişimciliğe dair ilk kıvılcım nerede çaktı?
"Ben çocukken, hayallerim daima yaşımdan büyüktü. Ailemin maddi durumu sınırlıydı belki ama içimdeki umut sonsuzdu. Mahallemizde salep satarken bile, kendi içimde patron olma senaryoları yazardım. Bakkalın camındaki fiyat etiketlerine bakarken, ekonomiyi sezer, pazarlık yaparak değer kavramını içselleştirirdim. Bugün yaptığım ne varsa, aslında o yaşlarda zihnimde temelleri atılmıştı."2. Kafe ve restoran sektörüne adım atma kararınızı nasıl verdiniz? Bu alanda sizi cezbeden asıl şey neydi?
"İnsanların bir araya gelip aynı sofrayı paylaşması, birlikte gülmesi, birlikte doyması beni hep cezbetti. Restoran dediğimiz yer, sadece yemek yenilen bir mekân değil; bir duygunun, bir anın, bir bağın doğduğu yerdir. Van gibi köklü bir şehirde, gelenekle modernliği bir araya getirerek bir lezzet deneyimi sunmak istedim. Yemek benim için bir araçtı, asıl hedefim insanların kalbine dokunmaktı."3. İş dünyasında lezzet kadar yönetim de önemlidir. Sizce başarılı bir restoranın mutfağından önce ne inşa edilmeli?
"Bir mutfağın harcı sadece yağ, un, et değildir; inanç, ekip ruhu ve kültürle yoğrulmalıdır. En lezzetli yemek bile, sistemsiz bir mutfakta sürdürülemez. Ben öncelikle sağlam bir kültür inşa etmeye çalıştım. Misafir memnuniyetini esas alan, çalışanlarını ailesi gibi gören, her adımında şeffaf ve dürüst bir yapı kurmak için çabaladım. Çünkü restoran; sadece yemek pişirilen değil, hayallerin piştiği bir sahnedir."4. Kariyeriniz boyunca ‘iyi ki yapmışım’ dediğiniz en büyük risk neydi? Bugün geriye dönüp baktığınızda ne görüyorsunuz?
"En büyük riskim, herkesin 'bu iş tutmaz' dediği bir dönemde kendi markamı kurmaktı. Et fiyatlarının yüksek, ekonomik koşulların dalgalı olduğu zamanlardı. Ama ben kendime ve fikrime inandım. Bugün geriye baktığımda, o riski almakla yalnızca kendi yolumu açmadığımı, aynı zamanda birçok gencin cesaret bulduğu bir iz bıraktığımı görüyorum."5. Genç girişimciler size danıştığında, özellikle bu sektöre dair ilk öğüdünüz ne oluyor? Neleri bilmeden yola çıkmasınlar?
"Onlara hep şunu söylerim: 'Bu iş sadece yemek işi değil, insan işidir.' Bir girişimci, önce insanı anlamalı; müşterisini, çalışanını, ortağını… Sabırla, tutkuyla ve sorumlulukla çalışmaya hazır değilseniz, bu sektöre adım atmamalısınız. Çünkü restoran açmak kolay, onu yaşatmak zordur. Sizi ayakta tutacak olan yalnızca geliriniz değil; karakteriniz ve değerlerinizdir."6. Chicken Feast markası nasıl doğdu? Bu fikir nasıl olgunlaştı?
"Bir hayalin tohumunu attığınızda, onun yeşermesi için yalnızca para değil; emek, vizyon ve yürek gerekir. Chicken Feast, işte tam da böyle bir ruhla doğdu. Yıllardır sektördeydim ve insanların ekonomik, hızlı ama lezzetli yemek aradığını gözlemliyordum. Ancak, yerli damak tadını yansıtan, samimi bir 'yerli fast-food' markası eksikti. O eksikliği tamamlamak istedim. Chicken Feast bu ihtiyacın adeta bir cevabı oldu."7. Bu markayı oluştururken sizi en çok ne motive etti?
"Küçük yaşlardan beri çalışan, yemeği sadece pişirmek değil; onu bir sanatla sunmak isteyen biriyim. Sistemi kurmalıydım. Sadece iyi bir restoran değil; güçlü bir marka, sağlam bir franchise yapısı inşa etmeliydim. 'Chicken Feast' adıyla hem gençlere hem ailelere hitap eden modern ama köklerine bağlı bir konsept kurduk. Kaliteli ürünler, uygun fiyat ve hijyenik mutfak ilkeleriyle yola çıktık. Kısa sürede dikkat çekmeyi başardık."8. İlk şubenizi açarken ne tür zorluklarla karşılaştınız?
"İlk şubeyi açarken birçok kişi, büyük zincir markalarla rekabetin imkânsız olduğunu söyledi. Ama ben zorluğu değil, fark yaratma ihtimalini gördüm. Özellikle üniversite bölgelerine yakın, gençlerle iç içe olan, enerjik bir marka yaratmak istedik. Bugün geldiğimiz noktada Chicken Feast, Türkiye’nin dört bir yanına yayılmaya hazır bir yapı hâline geldi. Her zorluk, aslında birer basamaktı."9. Bugünün genç girişimcilerine bu yolculuktan nasıl bir mesaj vermek istersiniz?
"Chicken Feast; sabırla, denemeyle, vazgeçmemekle, geceyi sabaha bağlayan emekle kuruldu. Gençlere şunu söylemek isterim: 'Büyük markaları değil, büyük hayalleri örnek alın.' Çünkü her marka, bir kişinin cesaretle kurduğu bir hayalle başlar. Siz de hayalinize sahip çıkarsanız, bir gün o hayal sizin imzanız olur." Diyerek konuşmalarını noktaladı.
Van - Van Haber - vanhaber - Van Haber Gazetesi - Son dakika Van Haber - Van Gazetesi - Van Son Dakika Haber
Milyoner X dergisinde yer alan yazıya göre; İş dünyasında her başarı hikâyesi bir kıvılcımla başlar. Bazısı bir aile geleneğiyle, bazısı bir fırsatla… Ama bazıları, tıpkı Sinan Ateş’in hikâyesinde olduğu gibi, çocuk yaşta kurulan hayallerle başlar. Bugün Van'da kurduğu Etçi Sinan Usta markasıyla lezzeti sofraların yanı sıra; gönüllere taşıyan Ateş, restoran açmakla kalmadı, misafir ağırlamayı bir kültür hâline getirdi. Onun girişimcilik yolculuğu, gençlere ilham verecek nitelikte.
Sinan Ateş’in çocuklukta başlayan girişimcilik serüveninden, restoran sektörüne adım atma kararına, risk alışından değerlerine kadar pek çok konuda samimi yanıtlarını bulacaksınız. “Hayal bir kıvılcımsa, emek onun ateşidir.”1. Çocukluk yıllarınızda sizi bugünkü Sinan Ateş yapan özellikler hangileriydi? O dönemde girişimciliğe dair ilk kıvılcım nerede çaktı?
"Ben çocukken, hayallerim daima yaşımdan büyüktü. Ailemin maddi durumu sınırlıydı belki ama içimdeki umut sonsuzdu. Mahallemizde salep satarken bile, kendi içimde patron olma senaryoları yazardım. Bakkalın camındaki fiyat etiketlerine bakarken, ekonomiyi sezer, pazarlık yaparak değer kavramını içselleştirirdim. Bugün yaptığım ne varsa, aslında o yaşlarda zihnimde temelleri atılmıştı."2. Kafe ve restoran sektörüne adım atma kararınızı nasıl verdiniz? Bu alanda sizi cezbeden asıl şey neydi?
"İnsanların bir araya gelip aynı sofrayı paylaşması, birlikte gülmesi, birlikte doyması beni hep cezbetti. Restoran dediğimiz yer, sadece yemek yenilen bir mekân değil; bir duygunun, bir anın, bir bağın doğduğu yerdir. Van gibi köklü bir şehirde, gelenekle modernliği bir araya getirerek bir lezzet deneyimi sunmak istedim. Yemek benim için bir araçtı, asıl hedefim insanların kalbine dokunmaktı."3. İş dünyasında lezzet kadar yönetim de önemlidir. Sizce başarılı bir restoranın mutfağından önce ne inşa edilmeli?
"Bir mutfağın harcı sadece yağ, un, et değildir; inanç, ekip ruhu ve kültürle yoğrulmalıdır. En lezzetli yemek bile, sistemsiz bir mutfakta sürdürülemez. Ben öncelikle sağlam bir kültür inşa etmeye çalıştım. Misafir memnuniyetini esas alan, çalışanlarını ailesi gibi gören, her adımında şeffaf ve dürüst bir yapı kurmak için çabaladım. Çünkü restoran; sadece yemek pişirilen değil, hayallerin piştiği bir sahnedir."4. Kariyeriniz boyunca ‘iyi ki yapmışım’ dediğiniz en büyük risk neydi? Bugün geriye dönüp baktığınızda ne görüyorsunuz?
"En büyük riskim, herkesin 'bu iş tutmaz' dediği bir dönemde kendi markamı kurmaktı. Et fiyatlarının yüksek, ekonomik koşulların dalgalı olduğu zamanlardı. Ama ben kendime ve fikrime inandım. Bugün geriye baktığımda, o riski almakla yalnızca kendi yolumu açmadığımı, aynı zamanda birçok gencin cesaret bulduğu bir iz bıraktığımı görüyorum."5. Genç girişimciler size danıştığında, özellikle bu sektöre dair ilk öğüdünüz ne oluyor? Neleri bilmeden yola çıkmasınlar?
"Onlara hep şunu söylerim: 'Bu iş sadece yemek işi değil, insan işidir.' Bir girişimci, önce insanı anlamalı; müşterisini, çalışanını, ortağını… Sabırla, tutkuyla ve sorumlulukla çalışmaya hazır değilseniz, bu sektöre adım atmamalısınız. Çünkü restoran açmak kolay, onu yaşatmak zordur. Sizi ayakta tutacak olan yalnızca geliriniz değil; karakteriniz ve değerlerinizdir."6. Chicken Feast markası nasıl doğdu? Bu fikir nasıl olgunlaştı?
"Bir hayalin tohumunu attığınızda, onun yeşermesi için yalnızca para değil; emek, vizyon ve yürek gerekir. Chicken Feast, işte tam da böyle bir ruhla doğdu. Yıllardır sektördeydim ve insanların ekonomik, hızlı ama lezzetli yemek aradığını gözlemliyordum. Ancak, yerli damak tadını yansıtan, samimi bir 'yerli fast-food' markası eksikti. O eksikliği tamamlamak istedim. Chicken Feast bu ihtiyacın adeta bir cevabı oldu."7. Bu markayı oluştururken sizi en çok ne motive etti?
"Küçük yaşlardan beri çalışan, yemeği sadece pişirmek değil; onu bir sanatla sunmak isteyen biriyim. Sistemi kurmalıydım. Sadece iyi bir restoran değil; güçlü bir marka, sağlam bir franchise yapısı inşa etmeliydim. 'Chicken Feast' adıyla hem gençlere hem ailelere hitap eden modern ama köklerine bağlı bir konsept kurduk. Kaliteli ürünler, uygun fiyat ve hijyenik mutfak ilkeleriyle yola çıktık. Kısa sürede dikkat çekmeyi başardık."8. İlk şubenizi açarken ne tür zorluklarla karşılaştınız?
"İlk şubeyi açarken birçok kişi, büyük zincir markalarla rekabetin imkânsız olduğunu söyledi. Ama ben zorluğu değil, fark yaratma ihtimalini gördüm. Özellikle üniversite bölgelerine yakın, gençlerle iç içe olan, enerjik bir marka yaratmak istedik. Bugün geldiğimiz noktada Chicken Feast, Türkiye’nin dört bir yanına yayılmaya hazır bir yapı hâline geldi. Her zorluk, aslında birer basamaktı."9. Bugünün genç girişimcilerine bu yolculuktan nasıl bir mesaj vermek istersiniz?
"Chicken Feast; sabırla, denemeyle, vazgeçmemekle, geceyi sabaha bağlayan emekle kuruldu. Gençlere şunu söylemek isterim: 'Büyük markaları değil, büyük hayalleri örnek alın.' Çünkü her marka, bir kişinin cesaretle kurduğu bir hayalle başlar. Siz de hayalinize sahip çıkarsanız, bir gün o hayal sizin imzanız olur." Diyerek konuşmalarını noktaladı.
Van - Van Haber - vanhaber - Van Haber Gazetesi - Son dakika Van Haber - Van Gazetesi - Van Son Dakika Haber












Zırtın batsın Sinan bir tane tavuk Dürüm dükkanı açmış olmuş iş insanı