Reklam

Nergiz Şenocak,  Zenginden alıp fakire vermek

Şenocak, bugüne kadar yüzlerce ihtiyaç sahibine; tekerlekli sandalye, hasta yatağı, tıbbi malzeme, eşya ve gıda yardımı yapılmasını sağladı, yeni evlenen yoksul çiftlere ev kurdu.

Nergiz Şenocak,  Zenginden alıp fakire vermek
Editör: Van Haber
08 Mart 2021 - 08:53 - Güncelleme: 08 Mart 2021 - 09:04
Reklam
Yıllarını tekstil sektörüne vermiş emekçi bir kadın Nergiz Şenocak. Bir kadının tek başına neler başarabileceğinin de iyi bir örneği.  Sıradan bir tekstil işçisiyken 5 yıl önce bir yardım derneği kurarak iyilik hareketi başlatan Şenocak, bugüne kadar yüzlerce ihtiyaç sahibine; tekerlekli sandalye, hasta yatağı, tıbbi malzeme, eşya ve gıda yardımı yapılmasını sağladı, yeni evlenen yoksul çiftlere ev kurdu.

“Zenginden alıp fakire vermek” tarihten günümüze kadar dilden dile dolaşan bir söylem. Bunu başarabilmek ise az rastlanılan bir durum, Denizli’de sıradan bir tekstil işçisiyken tek başına iyilik hareketi başlatan Nergiz Şenocak, çalışkanlığı ve girişkenliği sayesinde bugüne kadar yüzlerce ihtiyaç sahibine yardımcı olmayı başardı.


2016 yılında kurduğu Gönül Köprüsü Dayanışma Derneği bünyesinde bağışçılardan kullanılmış eşya ve giysi toplayan Şenocak, bunları kendi imkanlarıyla ihtiyaç sahiplerine iletiyor. Eşyaları kendi arabasıyla toplayıp dağıtan, derneğin kirasını dahi kendi cebinden ödeyen Şenocak, gönüllülerin desteğiyle bugüne kadar 200’den fazla ihtiyaç sahibi engelliye tekerlekli sandalye yardımında bulundu. Binlerce yatalak hasta ve hasta yakınına yardım yapılmasını sağlayan Şenocak, köy okullarına giysi ve kırtasiye yardımı ulaştırdı, Ramazan aylarında ihtiyaç sahiplerine gıda paketleri dağıttı, tüm eşyalarıyla yeni evlenen 3 çiftin evini döşedi.

Tanıyanların “Atom Karınca” yakıştırmasını yaptığı Nergiz Şenocak hayat hikayesini ve dernek çalışmalarını anlattı, sorularımızı yanıtladı:


Çocukluğunuzdan ve Eğitim Hayatınızdan Bahseder misiniz?

Aslen Denizli Buldanlıyız. Orta halli bir ailenin çocuğuyum. Babam memur, annem ise ev hanımı. Köylerde yetiştik büyüdük. O yıllarda kızların okumasına pek sıcak bakılmazdı. O nedenle ilkokuldan sonra ailem okumamı istemedi.  

Ablam havlu bornoz üreten bir tekstil firmasında çalışıyordu. Ben de harçlığımı çıkarmak için 12 yaşında tekstil sektöründe çalışmaya başladım. İlk başladığımda elimde sürahi ile çalışanlara su dağıtıyordum. Temizlik, ayak işleri, getir götür yapıyordum. Çalışma hayatım da böylece başlamış oldu. O gün bugündür çalışıyorum. Ama şikayetim yok, çünkü çalışmayı çok seviyorum.


Sonraki Yıllarda Tekstilde Ne Görevler Aldınız?

Önce kesim bölümünde çalıştım. Sonra “Makine öğrenmek isteyen var mı?” diye sorduklarında ben talip oldum. Çok hareketli olduğum için makinede çalışmak bana sıkıcı geldi. Sabit durmak bana göre değildi. Makinede biraz çalıştıktan sonra yeniden kesim bölümüne döndüm. Bu bölümünün bütün detaylarını öğrendim. Severek ve isteyerek yaptığım bir iştir. Daha sonra sevkiyat bölümüne geçtim. Bu arada birkaç firma değiştirdim. Konfeksiyon şefi ve müdür yardımcısı oldum.

Son yıllarda artık numune ar-ge bölümündeydim. Geçen yıl emekli oldum fakat halen kalite kontrol uzmanı olarak part time çalışmayı sürdürüyorum. İlk çalıştığım yerde tahtanın üzerinde “Ustalık verilmez alınır” yazıyordu. Ben de her öğrendiğim işi kendi çaba ve isteğimle elde ettim. 2002 yılında Almanya’ya Heimtekstil Fuarı’na gittim. O iş gezisi de hep hayal ettiğim bir şeydi ve bana çok şey katmıştı.


Sosyal Sorumluluk ve Yardım İşlerine Nasıl Girdiniz?

Evliyim. Bir kızımız var. Eşim de tekstilde çalışıyor. Tekstilde çalışırken 1992 yılında 17,5 yaşındayken evlendim. Kızıma zaman ayırmak için 2010 yılında kısa bir süre çalışmaya ara vermiştim. O arada komşum beni Alzheimer Derneği’nin bir etkinliğine davet etti. Sonra bir gezilerine gittim. Derken beni derneğe üye yaptılar. Kısa süre sonra yeniden çalışmaya başlamıştım fakat dernek çalışmalarına da zaman ayırdım. Hatta bir yandan da tenise gidiyordum. İnsan isteyince her şeye zaman ayırabiliyor.

2012-2014 yılları arasında dernek yönetiminde bulundum. Tekstildeki ve spordaki çevrem nedeniyle derneğe önemli katkılarım oldu. Ancak orada istediğim çalışmaları yapamayınca dernek yönetimiyle anlaşmazlığa düşüp Alzheimer Derneği’nden ayrıldım.

Dernekteki son etkinliklerimden biri 2014 yılında Mersin’de yönetim olarak katıldığımız Alzheimer kampıydı. Orada hastaların, hasta yakınlarının her kesimden insanla ve öğrencilerle iletişimi beni etkiledi. Ayrıca atölyelerinde yaptıkları üretimler ve geri dönüşüm çalışmaları bana ilham oldu. 


Yardım Çalışmalarına Bir TV Programı İle Başlamışsınız

Evet. Mersin dönüşünde Denizli’de bir yerel TV programına konuk oldum. Orada dernek çalışmalarını anlatırken çok konuştuğumdan  süre yetmedi ve ikinci programa davet edildim. Sonra bana program yapmam teklif edildi. Maddi durumu zayıf yatalak hastaları evinde ziyaret edip durumlarını ekrana yansıttığımız bir konsept belirledik. 2015 yılında adı “Her Evin Hikayesi” olan programımız başladı ve halen devam ediyor. Program Dolayısıyla hasta yatalak hastaların ailelerini ziyaret etmeye başladık, insanların dertlerini dinledik. Programı izleyen insanlar o insanlara maddi manevi yardımda bulundular, destek oldular. Hasta yatağı, tekerlekli sandalye yardımları oldu.

Evleri kötü durumdaysa eşya yardımı, gıda yardımı yapıldı. Bürokrasi anlamında bir eksikleri varsa sosyal hizmetlerle görüşüp yardımcı olduk.


Alzheimer hastaları ile başladık. Sonra felçli hastalar, MS hastaları gibi her türlü yatalğa bağımlı ve birinin bakımına muhtaç olan hastaları evlerinde ziyaret ettik. Hasta yakınları çektikleri sıkıntıları dile getirirken ekran başındaki hasta yakınları da üretilen çözümleri görerek bilgi sahibi oldular. Köylerde down sendromlu ya da otistik hastaların teşhis ve tedavisinde geç kalındığı için bu konuda erken tanıya dikkat çektik ve insanların bilinçlenmesini sağladık.

Gönül Köprüsü Dayanışma Derneği’ni Neden Kurdunuz?

Televizyon programı yaparken hastalara çeşitli kurumlar aracılığı ile yardımlar yapılıyordu. Bu yardımları kendim sağlayıp ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak için kendim de bir dernek kurmayı düşündüm. Bir avuç gönüllünün desteğiyle Gönül Köprüsü Dayanışma Derneği’ni kurdum. 

Dernek Bünyesinde Ne Gibi Çalışmalar Yapıyorsunuz?

Derneğin amacı işe yarar kullanılmış eşyaları toplayıp ihtiyaç sahiplerine dağıtmak. Arkamda hiçbir maddi güç yok. Bir yer kiralayarak başladık. Ancak toplanan eşyaları koyacak bir depomuz yoktu. Toplanan giysileri ayıklayıp temizlemek, işe yarar olanları ayırmak hiç de kolay bir iş değil. Gönüllülerle ihtiyaç sahipleri arasında köprü olduk. Sizin ihtiyaç fazlanız olan bir eşya mutlaka bir başkasının ihtiyacı oluyor.

Beyaz eşyadan mobilyaya, mutfak gereçlerinden tekerlekli sandalye ve tıbbi malzemelere kadar işe yarar her türlü ikinci el malzeme ile ihtiyaç sahiplerinin yüzünü güldürdük. 200’ün üzerinde engelliye tekerlekli sandalye temin ettik. Bunların çoğu gönüllülerimizin bize bağışladığı sandalyelerdi.


5-6 tanesini de dernek olarak biz satın alıp verdik. Ayrıca yeni evlenen ihtiyaç sahibi 3 çiftimiz için  mobilyasından beyaz eşyasına, nevresiminden perdesine kadar 3 tane gelin evi döşedik. Pandemi nedeniyle etkinliklerimize ara verdik ama yardımlarımız devam ediyor. 

Yardım Dışında Derneğin Başka Faaliyetleri Var mı?

Dernek faaliyetlerine derneğimiz bünyesinde gönüllü Nuriye Elvan ablamızın eğitmenliğinde bez bebek kursları ile başladık. Yapılan bebekleri festivallerde bağış karşılığı vererek derneğe gelir sağladık. Düzenlediğimiz kermeslerle derneğe gelir sağladık. Daha sonra halk eğitim destekli dikiş kursu, rölyef, ahşap boyama, takı ve halk oyunları kursları düzenledik.

Dikiş kursumuzun sonunda engelli çocuklarımızın modellik yaptığı bir defile yaptık, büyük ilgi gördü. Türk Halk Müziği korosu kurduk. Koromuzun yıl sonlarında düzenlediği iki konsere Bedia Akartürk ve Orhan Hakalmaz’ı getirttik.


Etkinliklerimiz daha çok tanınmamızı ve destek bulmamızı sağlıyor.  Ayrıca çalışmalarımızı duyurmak ve derneğin tanınmasını sağlamak amacıyla 3 ayda bir “Gönül” adında dergi çıkarıyoruz. 2 yıl önce daha büyük bir yere taşındık. Ayrıca bir depo kiraladık. Derneğin faaliyetleri ve yardımları duyuldukça kamuoyu desteği ve gönüllülerimiz arttı. 

Şehir Dışına Yardımda Bulunuyor musunuz?

Bizim önceliğimiz Denizli ve ilçeleri. İlçelerde, köylerde ihtiyaç sahibi ailelere eşya ve gıda yardımı yapıyoruz. Maddi durumu kötü hastaların ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Köy okullarındaki yoksul öğrencilere kıyafet, kitap ve kırtasiye yardımı yapıyoruz. 
Ama bir keresinde oradaki bir dernekle karıştırıp, bizi Diyarbakır’dan aramışlardı. Kendilerini kırmadık. Diyarbakır’daki bir anaokuluna mont, bot ve kırtasiye yardımı götürdük. Oradaki Empati Derneği ile birlikte organize ettik. Ayrıca onları TV programımıza konuk ettik.



İhtiyaç Sahiplerini Nasıl Belirliyorsunuz?

TV programı nedeniyle ziyaret ettiğimiz ailelerle başlamıştık. Çünkü kendilerini birebir görüyoruz, hayat hikayelerini dinliyoruz. Sonra ihtiyaç sahipleri telefonla bize ulaşmaya başladı. Mahallelerde ve köylerdeki yardıma muhtaç aileleri tespit etmek için muhtarlardan da yardım alıyoruz. Bize başvuran aileleri değerlendiriyoruz.

Kaymakamlıklara bağlı sosyal yardım vakıflarından kimlik bilgileri ile sorgulama yaptırıyoruz.  Bu kişilerin yardım alıp almadığını, ihtiyaç sahibi olup olmadığını öğreniyoruz. Ona göre yardım yapıyoruz.



Ailenize Zaman Ayırabiliyor musunuz?

Dernek öncesi çalışırken de aileme çok zaman ayıramıyordum. 2010’da kızım için işten ayrıldığımda ben çalıştığım için kendisiyle halası ilgileniyordu. Kızımın okul faaliyetlerine, 23 Nisan törenlerine katılabildiğim için çok mutlu olmuştum. Ama evde yapamadım, kısa süre sonra çalışma hayatına döndüm. Şimdi kızım büyüdü Trabzon’da üniversite okuyor. Ben de içim rahat derneğe zaman ayırabiliyorum. Her günümü dolu dolu yaşıyorum.

Gün içinde iş dışındaki tüm zamanlarım dernek çalışmalarıyla geçiyor. Sürekli bir koşuşturma halindeyim ve bundan şikayetçi değilim Eşim ve kızım evde olduklarında bazen sitem ediyorlar. Ama onlar da alıştılar. Benim hayat önceliklerimde dernek birinci sırada geliyor. İnsanlara yardım etmek, birinin yüzünü güldürmek beni çok mutlu ediyor. 


Babanız da çok yardımsevermiş öylemi?

Evet. Yardımseverliğimi ve sosyal yönümü sanırım babamdan almışım. Kendisi çok sosyal bir insandı. Düğünlere, cenazelere her türlü sosyal etkinliğe katılırdı. Köyden bir hasta gelse babam evde misafir ederdi, biz ardiyede yatardık. O zamanlar ona kızardım ama şimdi onu çok iyi anlıyorum. İnsanlara yardım etmenin verdiği mutluluk bambaşka.

Bir yere gidecek olsak mutlaka küçük de olsa bir hediye götürme alışkanlığını ondan edindim. Hiçbir yere elimiz boş gitmedik. Bir çorap  veya bir havlu götürmek bile insanları mutlu ediyor. Değer verdiğinizi göstermiş oluyorsunuz. 


Bir arkadaşımın doğum günü vardır; biri evleniyordur ben oradayımdır. Hasta olmuştur yanında olurum. Gönlüm ve gücüm yettiğince, iyi gününde, kötü gününde karşılık beklemeden herkesin yanında olmaya çalışıyorum. İnsanları seviyorum. Onları mutlu ederek mutlu oluyorum.



Hayalim derneğimiz için büyük bir yer satın almak ve dernek çatısı altında atölyeler kurmak. Burada topladığımız mobilyaların, eşyaların tamir ve tadilatının yapılmasını hedefliyorum. Bu çalışmalar yine Halk Eğitim hocaları refakatinde yapılabilir. Böylece topladığımız eşyaları elden geçirip tamir ettikten sonra ihtiyaç sahiplerine yeni gibi verebiliriz. 

VAN GAZETESİ - 0544 409 0328


 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum