Van Haber - Van Gölü’nün Adilcevaz açıklarında su altı arkeologları tarafından keşfedilen kale kalıntıları, Urartu dönemine ait 3.000 yıllık tarihi izleri gün yüzüne çıkarıyor. Taş duvarlar, mitolojik figürlü işlemeler ve gölün sodalı yapısıyla korunmuş mimari detaylar, bölgenin arkeolojik ve turistik potansiyelini artırıyor. Su altı görüntü yönetmeni Tahsin Ceylan ve ekibi tarafından belgelenen bu yapıların korunması ve bilimsel araştırmalarla desteklenmesi planlanıyor. Keşif, Van’ın tarihî mirasını canlandırırken dalış turizmine de kapı aralıyor.URARTU'NUN BAŞKENTİ: TARİHİN KALBİ TUŞPA
Van, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yaptı. Ancak bu kadim toprakların en parlak dönemi, M.Ö. 9. yüzyılda Urartu Krallığı döneminde yaşandı. Van Gölü’nün doğu kıyısına kurulan başkent Tuşpa, o dönem Doğu Anadolu’nun en önemli siyasi ve askeri merkeziydi.
Tuşpa, yalnızca bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda ileri mühendislik örnekleriyle donatılmış bir başkentti. Su kanalları, saray kalıntıları, devasa surlar ve yazıtlarla Urartular, yalnızca askeri güçlerini değil kültürel derinliklerini de bugüne miras bıraktı.VAN KALESİ: YÜZYILLARA DİRENEN BİR ANIT
Van Kalesi, şehrin en önemli tarihi simgelerinden biridir. Urartu Kralı I. Sarduri tarafından M.Ö. 840 yılında yaptırılan kale, yüzyıllar boyunca hem savunma hem de yönetim merkezi olarak kullanıldı. Doğal kayalık bir zemin üzerine inşa edilen kale, taş işçiliği ve dayanıklılığıyla hâlâ ayakta duruyor.
Kalenin iç kısmında Urartulara ait çivi yazılı kitabeler, mezarlar ve tapınak izleri bulunuyor. Girişteki büyük Sarduri yazıtı, Urartu alfabeleriyle işlenmiş en önemli yazılı belgeler arasında yer alıyor.
Günümüzde hem yerli hem de yabancı ziyaretçilerin yoğun ilgisini çeken Van Kalesi, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alarak uluslararası tanınırlığını artırmış durumda.HOŞAP KALESİ: TAŞIN DİLİYLE YAZILMIŞ BİR DESTAN
Van’ın Gürpınar ilçesinde yer alan Hoşap Kalesi, 17. yüzyılda Mahmudi Beyliği tarafından inşa edildi. Kaleye adını veren Hoşap Suyu’nun hemen yanındaki kayalık alana kurulan bu yapı, Orta Çağ mimarisinin Doğu Anadolu’daki en etkileyici örneklerinden biri olarak kabul edilir.
Kale içerisinde bey konakları, cami, zindan ve depo odaları bulunur. Sur duvarlarında yer alan nişler, ok atma delikleri ve yüksek gözetleme kuleleri, kalenin savunma yönünün ne kadar sağlam tasarlandığını gösterir. Yakın zamanda yapılan restorasyon çalışmalarıyla kale, turizm açısından cazibe merkezi hâline gelmiştir.VAN GÖLÜ’NÜN DERİNLİKLERİNDE GİZLİ TARİH
Van Gölü sadece yüzeyde değil, derinliklerinde de tarihi hazineler barındırıyor. Son yıllarda yapılan su altı arkeolojik araştırmalar, gölün dibinde Urartu dönemine ait kale kalıntılarını ve savunma duvarlarını ortaya çıkardı. 2017 yılında keşfedilen 3.000 yıllık kale, tüm dünyada yankı uyandırdı.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nden dalgıçlar ve arkeologlar tarafından yürütülen çalışmalar, gölün tarihsel olarak sadece bir doğal kaynak değil, aynı zamanda yerleşim yerlerine ait izlerin de taşıyıcısı olduğunu kanıtladı. Bu bulgular, Türkiye’de su altı arkeolojisinin gelişmesi adına dönüm noktası sayılıyor.VAN MÜZESİ: URARTU'DAN CUMHURİYET’E UZANAN SERÜVEN
Van Müzesi , bölgenin tarihini belgelerle, eserlerle ve kazı materyalleriyle gözler önüne seriyor. 2019 yılında yeni binasında ziyarete açılan müze, Türkiye’nin en zengin arkeoloji müzelerinden biridir. Urartu dönemine ait takılar, silahlar, çivi yazılı tabletler ve seramik eserler ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.
Ayrıca Osmanlı döneminden kalma etnografik eserler, Van’ın halk kültürünü ve yaşama biçimini detaylı şekilde sergiliyor. Müzede yer alan animasyonlu bilgi ekranları ve dijital sunumlar, tarih öğrenmeyi daha etkili ve anlaşılır bir hale getiriyor.KÜLTÜREL ETKİNLİKLERLE YAŞAYAN TARİH
Van’da tarih sadece müzelerde değil, sokaklarda, festivallerde ve halk geleneklerinde yaşamaya devam ediyor. Van Kedisi Güzellik Yarışması, Van Gölü Van Festival i , Urartu Yürüyüş Etkinlikleri gibi kültürel organizasyonlar, hem yerel halkı hem de turistleri bir araya getiriyor.
Yaz aylarında Van Gölü kıyısında düzenlenen konserler, el sanatları stantları ve tarih turları, ziyaretçilerin Van'ın kültürel dokusunu birebir deneyimlemesine imkân tanıyor.YENİ PROJELER VE KORUMA ÇALIŞMALARI
Van Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve Kültür ve Turizm Bakanlığı iş birliğiyle yürütülen projeler sayesinde tarihi eserlerin restorasyonu hız kazandı. Van Kalesi çevresi yeniden düzenlenirken, Hoşap Kalesi'ne ulaşımı kolaylaştıracak altyapı çalışmaları tamamlandı.
Ayrıca Van Gölü çevresinde planlanan Arkeoloji Rotası ve Sualtı Mirası Koruma Merkezi projesi ile hem akademik hem turistik anlamda yeni açılımlar hedefleniyor. Bu projeler, Van’ın yalnızca geçmişte değil, gelecekte de güçlü bir kültürel merkez olacağını gösteriyor.Van, tarihiyle, kültürüyle ve eşsiz doğal güzellikleriyle Anadolu’nun yaşayan müzesidir. Urartuların göl kıyısındaki mirasından, Osmanlı’nın taş yapıtlarına; suyun altındaki kalelerden, müze vitrinlerine kadar her noktası keşfe değer bir zenginlik sunar. Bugün yapılan koruma ve tanıtım çalışmaları sayesinde Van, yalnızca tarihseverlerin değil, dünya turizminin de dikkatle izlediği bir merkez hâline gelmektedir.
Van’ın Tarihi ve TarihçesiVan Anadolu'nun en büyük kapalı havzası olan Van Gölü kıyısında toprakları verimli akarsuları bol iklim koşulları oldukça elverişli bir yerleşim merkezidir. Bu yüzden tarihin eski çağlarından beri birçok medeniyetin hakim olduğu bir yer olmuştur.Arkeolojik araştırmalara göre Van ili yazılı tarih öncesi dönemleri M.Ö. 5000-3000 yılları Kalkolitik dönem başlarına kadar uzanmaktadır. M.Ö. 2000 yılında bu bölgede ilk olarak devlet kuranlar Hurrilerdir. Daha sonra Hurrilerin bölgedeki devamı olan yerli kavimler tarafından M.Ö. 900 yıllarında başkentleri Tuşba ( VAN) olan Urartu devleti kurulmuştur. Urartular M.Ö. 612 yılına kadar Van Bölgesinde güneyde yukarı Mezopotamya'ya kadar uzanan topraklarda hüküm sürmüşlerdir. M.Ö. IX. Yüzyılda Kral Sarduri tarafından Van kalesi yaptırılmıştır. M.Ö. VII. Yüzyıl başlarında Mezopotamya'dan Anadolu'ya akınlar düzenleyen Asurlular Van kalesini ele geçirince Urartular Tuşba yakınlarında Rusahinili (Toprakkale) şehrini kurarak varlıklarını devam ettirmişlerdir. M.Ö. 612 yılında Anadolu'ya gelen Medler büyük Urartu Kırallığı'na son vermişlerdir.Yerleşik bir nizam kuramayan Med Krallığı Persler'e yenilip yıkılınca Van ve yöresi M.Ö. 332 yılına kadar Pers M.Ö. 129 yılına kadar Büyük İskender'in doğu seferinden sonra Makedonyalılar ve M.Ö. 88 yılına kadar da Partların egemenliğinde kalmıştır.Tarihi dönem içerisinde Van ve yöresi Romalılar ile Sasaniler arasında çatışma sebebi olmuştur. M.S. 395 yılına kadar Sasani sonra da Bizans egemenliğinde kalmıştır.
Hz. Osman zamanında Bizans'ı bozguna uğratan Müslüman orduları 644 yılında Van ve yöresini ele geçirmiş bu hakimiyet Emevi ve Abbasi devletleri tarafından da sürdürülmüştür. Eskiden beri Van bölgesinde yaşayan Ermeni azınlığı kısa bir süre Van çevresinde bir krallık kurmuş ve İslam İmparatorluğu'na tabi olmuşlardır. Hıristiyan sanatının mühim bir eseri olan Akdamar Kilisesi aynı adı taşıyan Ada üzerinde Kral Gagik tarafından 915-921 yılları arasında yaptırılmıştır.Çağrı Bey döneminde Anadolu'ya keşif amaçlı yapılan seferler 1071 Malazgirt zaferiyle neticelenmiş Van ve çevresi Büyük Selçuklular'ın egemenliğine girmiştir. Büyük Selçuklular'dan sonra bir süre Eyyübi egemenliğinde kalan şehir 1230 yılında Karakoyunlular'ın hakimiyetine girmiştir. Bu tarihlerde eski Van şehrinde bulunan Ulu cami Karakoyunlu Yusuf tarafından yaptırılmıştır. Karakoyunlular'ın Uzun Hasan'a mağlup olmalarıyla Van ve havalisi Akkoyunluların eline geçmiştir.Kanuni Sultan Süleyman döneminde Safevi Devleti'ni yenen Osmanlı orduları 1548'de Van'ı fethetti ve bu fetih 1555 yılında yapılan Amasya Antlaşması ile kesinlik kazanmıştır. Van Beyler Beyliği'ne atanan Hüsrev Paşa ve Kayaçelebizade Koçi Bey kendi adlarını taşıyan birer cami yaptırmışlardır. Aynı dönemlerde "Kitap-ı Lugat-ı Vankulu" adlı eser Vankulu Mehmet Efendi tarafından hazırlanmıştır.XIX. yüzyılın ikinci yarısından sonra Van'da ekonomik bakımdan güçlü olan Ermeniler ihtilal cemiyetleri kurarak Ruslar'ın da desteğiyle silahlanmaya başlamış 1915'te bir çok kaza ve köyde katliama girmişlerdir. Aynı yıl Van'ı istila eden Ruslar Ermenileri destekleyerek şehri ateşe vermiş ve Osmanlı ahalisi şehri boşaltmak zorunda kalmıştır. 1918 yılında Van yıkılıp yıkılarak büyük oranda nüfus kaybına uğradığından bugünkü yerinde yeniden kurulmuştur.Başlayan Türk harekatı karşısında işgal ettikleri topraklardan çekilen Ruslar ve Ermeniler doğudaki aşiretlerin de desteğiyle tamamen Anadolu'dan çıkarılmış ve Türk ordusu 2 Nisan 1918' de Van'a girerek şehri kurtarmıştır. 16 Mart 1921' de imzalanan Moskova antlaşması ile Ruslar Van ve Bitlis'e ait isteklerinden vazgeçmişlerdir. 29 Ekim 1923'te Vilayet merkezi olan Van'da Devlet ve Belediye tarafından alt yapı çalışmaları başlatılmış savaştan yakılıp yıkılan şehir yeniden inşa edilmiştir.Van İsminin Kaynağı
Bu konudaki bigiler tam olarak açıklığa kavuşturulmamış ve bu bilgiler rivayetlerden öteye gidememiştir. Evliya Çelebi "Seyahatnamesi"nde Büyük İskender' in Van Kalesi'ndeki Vank adlı bir mabedden esinlenerek buraya Van adını verdiğini söylemektedir. Bir rivayete göre de şehri genişletilip güzelleştiren VAN isimli şahsın adından dolayı şehre bu ismi verilmiştir.Bu konuda akla en yatkın görüş ise Urartuca Biane veya Viane'den çıkmış olduğudur. Çünkü Urartulular kendilerine Bianili demişler ve Urartuların hakim devrinde Biane adı altında birçok şehir ve insan topluluğu Van şehrinde toplanmıştır.
Van - Van Haber - vanhaber - Van Haber Gazetesi - Van Gazetesi - Van Haberleri - Son dakika Van Haber - Van Son Haberleri - Van Son dakika haberleri
Van, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yaptı. Ancak bu kadim toprakların en parlak dönemi, M.Ö. 9. yüzyılda Urartu Krallığı döneminde yaşandı. Van Gölü’nün doğu kıyısına kurulan başkent Tuşpa, o dönem Doğu Anadolu’nun en önemli siyasi ve askeri merkeziydi.
Tuşpa, yalnızca bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda ileri mühendislik örnekleriyle donatılmış bir başkentti. Su kanalları, saray kalıntıları, devasa surlar ve yazıtlarla Urartular, yalnızca askeri güçlerini değil kültürel derinliklerini de bugüne miras bıraktı.VAN KALESİ: YÜZYILLARA DİRENEN BİR ANIT
Van Kalesi, şehrin en önemli tarihi simgelerinden biridir. Urartu Kralı I. Sarduri tarafından M.Ö. 840 yılında yaptırılan kale, yüzyıllar boyunca hem savunma hem de yönetim merkezi olarak kullanıldı. Doğal kayalık bir zemin üzerine inşa edilen kale, taş işçiliği ve dayanıklılığıyla hâlâ ayakta duruyor.
Kalenin iç kısmında Urartulara ait çivi yazılı kitabeler, mezarlar ve tapınak izleri bulunuyor. Girişteki büyük Sarduri yazıtı, Urartu alfabeleriyle işlenmiş en önemli yazılı belgeler arasında yer alıyor.
Günümüzde hem yerli hem de yabancı ziyaretçilerin yoğun ilgisini çeken Van Kalesi, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alarak uluslararası tanınırlığını artırmış durumda.HOŞAP KALESİ: TAŞIN DİLİYLE YAZILMIŞ BİR DESTAN
Van’ın Gürpınar ilçesinde yer alan Hoşap Kalesi, 17. yüzyılda Mahmudi Beyliği tarafından inşa edildi. Kaleye adını veren Hoşap Suyu’nun hemen yanındaki kayalık alana kurulan bu yapı, Orta Çağ mimarisinin Doğu Anadolu’daki en etkileyici örneklerinden biri olarak kabul edilir.
Kale içerisinde bey konakları, cami, zindan ve depo odaları bulunur. Sur duvarlarında yer alan nişler, ok atma delikleri ve yüksek gözetleme kuleleri, kalenin savunma yönünün ne kadar sağlam tasarlandığını gösterir. Yakın zamanda yapılan restorasyon çalışmalarıyla kale, turizm açısından cazibe merkezi hâline gelmiştir.VAN GÖLÜ’NÜN DERİNLİKLERİNDE GİZLİ TARİH
Van Gölü sadece yüzeyde değil, derinliklerinde de tarihi hazineler barındırıyor. Son yıllarda yapılan su altı arkeolojik araştırmalar, gölün dibinde Urartu dönemine ait kale kalıntılarını ve savunma duvarlarını ortaya çıkardı. 2017 yılında keşfedilen 3.000 yıllık kale, tüm dünyada yankı uyandırdı.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nden dalgıçlar ve arkeologlar tarafından yürütülen çalışmalar, gölün tarihsel olarak sadece bir doğal kaynak değil, aynı zamanda yerleşim yerlerine ait izlerin de taşıyıcısı olduğunu kanıtladı. Bu bulgular, Türkiye’de su altı arkeolojisinin gelişmesi adına dönüm noktası sayılıyor.VAN MÜZESİ: URARTU'DAN CUMHURİYET’E UZANAN SERÜVEN
Van Müzesi , bölgenin tarihini belgelerle, eserlerle ve kazı materyalleriyle gözler önüne seriyor. 2019 yılında yeni binasında ziyarete açılan müze, Türkiye’nin en zengin arkeoloji müzelerinden biridir. Urartu dönemine ait takılar, silahlar, çivi yazılı tabletler ve seramik eserler ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.
Ayrıca Osmanlı döneminden kalma etnografik eserler, Van’ın halk kültürünü ve yaşama biçimini detaylı şekilde sergiliyor. Müzede yer alan animasyonlu bilgi ekranları ve dijital sunumlar, tarih öğrenmeyi daha etkili ve anlaşılır bir hale getiriyor.KÜLTÜREL ETKİNLİKLERLE YAŞAYAN TARİH
Van’da tarih sadece müzelerde değil, sokaklarda, festivallerde ve halk geleneklerinde yaşamaya devam ediyor. Van Kedisi Güzellik Yarışması, Van Gölü Van Festival i , Urartu Yürüyüş Etkinlikleri gibi kültürel organizasyonlar, hem yerel halkı hem de turistleri bir araya getiriyor.
Yaz aylarında Van Gölü kıyısında düzenlenen konserler, el sanatları stantları ve tarih turları, ziyaretçilerin Van'ın kültürel dokusunu birebir deneyimlemesine imkân tanıyor.YENİ PROJELER VE KORUMA ÇALIŞMALARI
Van Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve Kültür ve Turizm Bakanlığı iş birliğiyle yürütülen projeler sayesinde tarihi eserlerin restorasyonu hız kazandı. Van Kalesi çevresi yeniden düzenlenirken, Hoşap Kalesi'ne ulaşımı kolaylaştıracak altyapı çalışmaları tamamlandı.
Ayrıca Van Gölü çevresinde planlanan Arkeoloji Rotası ve Sualtı Mirası Koruma Merkezi projesi ile hem akademik hem turistik anlamda yeni açılımlar hedefleniyor. Bu projeler, Van’ın yalnızca geçmişte değil, gelecekte de güçlü bir kültürel merkez olacağını gösteriyor.Van, tarihiyle, kültürüyle ve eşsiz doğal güzellikleriyle Anadolu’nun yaşayan müzesidir. Urartuların göl kıyısındaki mirasından, Osmanlı’nın taş yapıtlarına; suyun altındaki kalelerden, müze vitrinlerine kadar her noktası keşfe değer bir zenginlik sunar. Bugün yapılan koruma ve tanıtım çalışmaları sayesinde Van, yalnızca tarihseverlerin değil, dünya turizminin de dikkatle izlediği bir merkez hâline gelmektedir.
Van’ın Tarihi ve TarihçesiVan Anadolu'nun en büyük kapalı havzası olan Van Gölü kıyısında toprakları verimli akarsuları bol iklim koşulları oldukça elverişli bir yerleşim merkezidir. Bu yüzden tarihin eski çağlarından beri birçok medeniyetin hakim olduğu bir yer olmuştur.Arkeolojik araştırmalara göre Van ili yazılı tarih öncesi dönemleri M.Ö. 5000-3000 yılları Kalkolitik dönem başlarına kadar uzanmaktadır. M.Ö. 2000 yılında bu bölgede ilk olarak devlet kuranlar Hurrilerdir. Daha sonra Hurrilerin bölgedeki devamı olan yerli kavimler tarafından M.Ö. 900 yıllarında başkentleri Tuşba ( VAN) olan Urartu devleti kurulmuştur. Urartular M.Ö. 612 yılına kadar Van Bölgesinde güneyde yukarı Mezopotamya'ya kadar uzanan topraklarda hüküm sürmüşlerdir. M.Ö. IX. Yüzyılda Kral Sarduri tarafından Van kalesi yaptırılmıştır. M.Ö. VII. Yüzyıl başlarında Mezopotamya'dan Anadolu'ya akınlar düzenleyen Asurlular Van kalesini ele geçirince Urartular Tuşba yakınlarında Rusahinili (Toprakkale) şehrini kurarak varlıklarını devam ettirmişlerdir. M.Ö. 612 yılında Anadolu'ya gelen Medler büyük Urartu Kırallığı'na son vermişlerdir.Yerleşik bir nizam kuramayan Med Krallığı Persler'e yenilip yıkılınca Van ve yöresi M.Ö. 332 yılına kadar Pers M.Ö. 129 yılına kadar Büyük İskender'in doğu seferinden sonra Makedonyalılar ve M.Ö. 88 yılına kadar da Partların egemenliğinde kalmıştır.Tarihi dönem içerisinde Van ve yöresi Romalılar ile Sasaniler arasında çatışma sebebi olmuştur. M.S. 395 yılına kadar Sasani sonra da Bizans egemenliğinde kalmıştır.
Hz. Osman zamanında Bizans'ı bozguna uğratan Müslüman orduları 644 yılında Van ve yöresini ele geçirmiş bu hakimiyet Emevi ve Abbasi devletleri tarafından da sürdürülmüştür. Eskiden beri Van bölgesinde yaşayan Ermeni azınlığı kısa bir süre Van çevresinde bir krallık kurmuş ve İslam İmparatorluğu'na tabi olmuşlardır. Hıristiyan sanatının mühim bir eseri olan Akdamar Kilisesi aynı adı taşıyan Ada üzerinde Kral Gagik tarafından 915-921 yılları arasında yaptırılmıştır.Çağrı Bey döneminde Anadolu'ya keşif amaçlı yapılan seferler 1071 Malazgirt zaferiyle neticelenmiş Van ve çevresi Büyük Selçuklular'ın egemenliğine girmiştir. Büyük Selçuklular'dan sonra bir süre Eyyübi egemenliğinde kalan şehir 1230 yılında Karakoyunlular'ın hakimiyetine girmiştir. Bu tarihlerde eski Van şehrinde bulunan Ulu cami Karakoyunlu Yusuf tarafından yaptırılmıştır. Karakoyunlular'ın Uzun Hasan'a mağlup olmalarıyla Van ve havalisi Akkoyunluların eline geçmiştir.Kanuni Sultan Süleyman döneminde Safevi Devleti'ni yenen Osmanlı orduları 1548'de Van'ı fethetti ve bu fetih 1555 yılında yapılan Amasya Antlaşması ile kesinlik kazanmıştır. Van Beyler Beyliği'ne atanan Hüsrev Paşa ve Kayaçelebizade Koçi Bey kendi adlarını taşıyan birer cami yaptırmışlardır. Aynı dönemlerde "Kitap-ı Lugat-ı Vankulu" adlı eser Vankulu Mehmet Efendi tarafından hazırlanmıştır.XIX. yüzyılın ikinci yarısından sonra Van'da ekonomik bakımdan güçlü olan Ermeniler ihtilal cemiyetleri kurarak Ruslar'ın da desteğiyle silahlanmaya başlamış 1915'te bir çok kaza ve köyde katliama girmişlerdir. Aynı yıl Van'ı istila eden Ruslar Ermenileri destekleyerek şehri ateşe vermiş ve Osmanlı ahalisi şehri boşaltmak zorunda kalmıştır. 1918 yılında Van yıkılıp yıkılarak büyük oranda nüfus kaybına uğradığından bugünkü yerinde yeniden kurulmuştur.Başlayan Türk harekatı karşısında işgal ettikleri topraklardan çekilen Ruslar ve Ermeniler doğudaki aşiretlerin de desteğiyle tamamen Anadolu'dan çıkarılmış ve Türk ordusu 2 Nisan 1918' de Van'a girerek şehri kurtarmıştır. 16 Mart 1921' de imzalanan Moskova antlaşması ile Ruslar Van ve Bitlis'e ait isteklerinden vazgeçmişlerdir. 29 Ekim 1923'te Vilayet merkezi olan Van'da Devlet ve Belediye tarafından alt yapı çalışmaları başlatılmış savaştan yakılıp yıkılan şehir yeniden inşa edilmiştir.Van İsminin Kaynağı
Bu konudaki bigiler tam olarak açıklığa kavuşturulmamış ve bu bilgiler rivayetlerden öteye gidememiştir. Evliya Çelebi "Seyahatnamesi"nde Büyük İskender' in Van Kalesi'ndeki Vank adlı bir mabedden esinlenerek buraya Van adını verdiğini söylemektedir. Bir rivayete göre de şehri genişletilip güzelleştiren VAN isimli şahsın adından dolayı şehre bu ismi verilmiştir.Bu konuda akla en yatkın görüş ise Urartuca Biane veya Viane'den çıkmış olduğudur. Çünkü Urartulular kendilerine Bianili demişler ve Urartuların hakim devrinde Biane adı altında birçok şehir ve insan topluluğu Van şehrinde toplanmıştır.
Van - Van Haber - vanhaber - Van Haber Gazetesi - Van Gazetesi - Van Haberleri - Son dakika Van Haber - Van Son Haberleri - Van Son dakika haberleri 











