Van ilinde son dönemlerde, gazeteci kimliği altında siyasi partilerin adeta silahşörlüğünü yapanlara bizzat şahit oluyoruz. Hangi partiden olursanız olun, önce kendi mesleğinize saygı duyun! Çünkü mesleğinize saygı duyduğunuz anda size de saygı duyulacaktır. Bir siyasi partinin arka bahçesinde yer almak sizi ekonomik olarak belki güçlü kılabilir ama bu sizi mesleki olarak bir yere getirmez.
Gazetecilik, bu ülkenin temel yasalarında yer alan şerefli bir meslektir. Ancak ne yazık ki bu mesleği bitirmek için mücadele eden yandaşlar ve "yanaş-daşlar" mevcut. Konuyu biraz daha açalım.
Yanaş-daş gazeteci; X partisinin propagandasını yaparken Q partisini görmezden gelen, kınayan, eleştiren; adam kayırmacılığı ve ayrımcılığı meslek edinen, tarafları kin ve nefrete sürükleyen kişidir. Üstelik bu kimseler, yaptıkları işe "özgür basın" adını vererek asıl özgür olan basına siyasi baskı ve mobbing yoluyla yıpratmaktan çekinmezler. Gazetecilik kimliği taşırlar ama o kimliğin gerektirdiği faaliyet dışında her şeyi yaparlar.
Basın şerefi, birilerini popüler etmek ve onların egolarını tatmin etmek değildir. Basın, halkın sorunlarını, sıkıntılarını ve taleplerini kamuoyuna doğru bir şekilde duyurmaktır. Ne yazık ki çocuğunu, kendisini veya bir yakınını işe yerleştirmek, ihale kapmak, bir mevkiye gelmek için partinin bir elemanı gibi hareket edenler, işte bu yanaş-daş gazeteci görünümlülerdir.
İşin aslı şudur: Gazetecilik, bir partinin propagandası değildir! Şerefli ve tarafsız bir şekilde, mesleğin temel ilkelerine bağlı kalarak saygı göstermektir. Aslında gazetecilik; onurlu bir duruşla tarafı, dini, ırkı olmadan, yalnızca devletine ve halkına hizmet için mücadele etmektir. Bir gazeteci; muhbir, ajan veya ortalığı karıştıran bir "çarbacı" değildir. Üç kuruşluk menfaate tamah etmez, kalemiyle kimseyi ayrıştırmaz.
Anlayacağınız, bu kutsal meslek bir parti mesleği haline getirilemez. Gazetecilik, sırf birilerine yaranmak ve iyi görünmek için yapılacak bir iş hiç değildir.





