İnsan, en çok büyürken eksilir. Ve eksilen her şeyin izi, çocuklukta başlar. - Albert Yetkin
Güven... Bir ömrün sırtına yüklediği en ağır kelime. Kolay kurulur gibi görünür ama içinde sayısız sınav barındırır. Tıpkı suya atılan taş gibi, dalga dalga yayılırken her dokunduğu yerde ya bir bağ kurar ya da bir yara açar.
Tesla ve Musk’un dostluğu, kasabanın rüzgârla savrulan sokaklarında başlamış, tozlu bisiklet yollarında güçlenmişti. İlk kalemlerini birlikte açmışlar, ilk yaramazlıklarını birlikte gizlemişlerdi. Onlar için hayat, her şeyden önce ‘birlikte’ olmaktı. Çünkü yalnızlık o yaşlarda bilinmeyen bir dil, güven ise gökten inen bir armağandı.
Yıllar geçti. Çocuklukları, ergenlik telaşlarının ardına gizlendi. Aralarındaki bağ, zamanla azaldı mı bilinmez ama değiştiği kesindi. Çünkü insanlar büyürken boyları değil, duyguları da uzayıp incelir. Ve bazı bağlar, büyümenin o ağır yükü altında çatlamaya başlar.
Tesla’nın mizacı hiç değişmemişti. Neşeli, konuşkan ama zaman zaman düşüncesiz. Musk ise; içe dönük, sorgulayan ve sessizdi. Her kelimeyi tartarak konuşur, kolay kolay kırılmaz ama kırıldığında da içini kolayca onaramazdı.
Bir yaz akşamıydı. Hava yerle gök arasında bir yerde asılı kalmış gibiydi. Tesla, Musk’un yanına geldiğinde elinde bir ip ve cebinde çakmağı vardı. Şaka yapmayı planlıyordu; belki çocukluklarına dönecek, eski o saf kahkahaları yeniden duyacaktı.
“Bak Musk, yaktım.” dedi.
Çakmak çakıldı ama ip hâlâ yerindeydi. Ne bir kıvılcım, ne bir duman…
Musk, göz ucuyla baktı. Gülümsedi. İçinden bir cümle geçti: “Her zamanki gibi...”
Ve sustu.
Her seferinde aynı oyun, aynı söz: “Yaktım.”
Musk’un içindeki ip, her seferinde biraz daha inceldi. Söylenenler değil, hissettirmeyenler yordu onu. Çünkü güven, doğruyu söylemek haricinde kelimelerin arkasındaki samimiyeti göstermekti. Ve Tesla, bunu artık unutur olmuştu.
Tesla ipi bu kez gerçekten yaktı.
İp alev aldı, duman yükseldi. Ama Yusuf bakmadı bile.
Çünkü göz bir şeyi görmeden önce kalp inanmak ister. Kalbin inanmadığı bir gerçeğe göz ne yapsın?
Tesla, dumanı gösterdi.
Musk başını çevirmedi.
Ve o an, bir ip yanmadı. Bir dostluk da kendi küllerine çöktü. Çünkü güven yavaş yavaş kırılmaz. Birikir, yığılır ve sonunda bir suskunlukta yerle bir olur.
Hayatın içinde onlarca "Tesla", yüzlerce "Musk" dolaşıyor. Kimimiz çok konuşup hiç düşünmüyoruz. Kimimiz kırılıyoruz ama içimize atıyoruz. Ve sonra bir gün, gerçekten önemli bir şey söylediğimizde, kimse inanmıyor.
Çünkü yalan, alışkanlık hâline geldiğinde; gerçek bile masal gibi duyulur. Ve bir ilişki, güveni yitirince, ne yaşarsanız yaşayın. O ilişki ayakta kalmaz.





