Zamanın akrebi yavaş, yelkovanı suskundur,
Geceler diz çökerken vicdanın eşiğine,
Karanlık bir mendil gibi çekilir göğün alnından,
Ve insan, kendi içine düşer haber vermeden.
Bir devirdir bu; adı konmamış, sesi duyulmamış,
Duygular bir mezar taşı gibi dik durur içimizde,
Ne bir özlem solur yüzümüzde,
Ne de bir sevinç, usulca dokunur tenimize.
Yürekler artık taşır değil, taşımaz olur,
Gözler, bakmaz; görüyormuş gibi yapar yalnızca,
Her adım, yönsüz bir sürgün,
Her bakış, derin bir suskunlukla örülüdür.
Fakirlik, yalnızca ceplerde aranan bir yokluk değildir,
Bir annenin boş tenceresinde dönen dua gibidir,
Bir babanın nasırlı ellerine sinmiş utançtır,
Ve bir çocuğun sessizce büyüttüğü mahcubiyettir.
Zenginlikse…
Altın kemerler, kristal kadehler, ipek yastıklar…
Hepsi birer sis perdesi,
İnsanın kendi içini görmemesi için örülmüş aynalardır.
Kimi doyar, ama eksik;
Kimi aç kalır, ama tam…
Çünkü tok olmak karınla ölçülmez her zaman,
Bazen bir tebessümle doyulur, bazen bir bakışla yaşanır zaman.
Ayakta duranlar var hâlâ,
Yıkılmışken bile omzunu kaldıranlar,
Gözyaşını yastığa değil, duaya emanet edenler…
Onlar ki, suskun görünüp çığlıkla yürürler.
İçlerinde sakladıkları acı,
Kudretin ve inancın karışımıdır.
Kimine yorgun, kimine uzak görünürler,
Ama hakikatin ta kendisidir yürüyüşleri.
İmkânsız bir hayalin kıyısında yaşayanlar,
Gündüzleri yok sayılıp, geceleri rüyasız kalanlar…
Ve yine de “iyilik” diyerek uyananlar…
İşte gerçek insan, onlardır aslında.
Tomurcuk gibi saklıdır insanın özü,
Bir çiçek açar bazen, sessizliğin ortasında,
Aşk gibi, merhamet gibi…
Ama nefreti de içinde taşır her tohum gibi.
Sevgi unutulursa,
Saygı susar…
Ve sessizlik, yankı bulur kendine,
Çünkü insansız bir çağ başlar o zaman.
Ve hayat…
Bir gün biter.
Tıpkı bir mezar taşında silinen isim gibi,
Hatırlanmaz olur dedenin dedesi bile.
Ama iyilik…
İyilik kalır,
Bir avuç su gibi serin,
Bir avuç toprak gibi bereketli.
Ey insan!
Kendi çığlığını susturup, başkasının fısıltısına kulak ver,
Çünkü en büyük zenginlik,
Paylaşabildiğin yoksunluktur.
Ve bil ki…
Karanlığın en kesif anında doğar şafak,
Ve iyilik,
Sönmüş gibi görünen bir kalpte bile
Kıvılcım kıvılcım
Kendine yer bulur.





