Reklam
BURAK CAKAR

BURAK CAKAR

Mega Yazar☫

Risk Toplumu

27 Kasım 2020 - 09:31 - Güncelleme: 27 Kasım 2020 - 12:44

Geleneklerden uzaklaşma, kopma ve aşırı bireyselleşme ile birlikte, belirsizlik ve
risklerin giderek arttığı toplum haline geldik. Akraba bağlarının hızla kopmaya başladığı,kardeşin kardeşten haberinin olmadığı bir durumdayız.Oysaki "Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. Nahl 90. Her hutbede vurgulanmıyor mu? Kulaklarımız aşina,peki biz aşina mıyız ?Bu şekilde yaşıyor muyuz ?Pandemi süreci de buna eklenince normal bir durummuş(?) gibi algılamaya başladık.Hızla tükeniyoruz farkında mısınız ?Pandemi sürecinden sonra düzelir mi dersiniz ?Ben daha da kötüleşeceği kanaatindeyim..

Bir diğer husus,anlamakta güçlük çektiğim bir durum;kaçak elektrik,su kullanarak namaz kılmak,ibadet etmek ?Bu sizce de sayısal loto oynayıp cami yaptırmaya veya katranla temizlenmeye çalışmaya benzemiyor mu ?Teşbihte hata olmaz.
Yaradan nasıl gelirseniz gelin ama kul hakkıyla gelmeyin diyor.Peki siz huzura varınca bunu nasıl açıklayacaksınız ?Riske girmeye gerek var mı ?Kimse kusura bakmasın ama o suyla kimse temizlenemez.

O kadar çok yitirdik ki bazı şeyleri şu pandemi süreci bile bize bir ders veremedi.
Dünyada yaşanan sağlık krizi ölümlerin aratmasına,psikolojik çöküntülere sebep oluyor.Ama farkında mısınız ?Ölümler bize normal gelmeye başladı.Eskisi kadar üzülmüyoruz.Beni en çok tedirgin eden şey ise en çokta yaşlılarımızı kaybediyor oluşumuz.Koca çınarlarımız birer birer ebediyete gidiyor.Beraberinde tecrübelerini,çocuklarına,torunlarına aktarması gereken gelenek,göreneklerimizi,kültürlerimizi de onlarla beraber kaybediyoruz.Bir ailede büyükler ölürse çocuklar savaşın ortasında savunmasız kalır.Yaprak dökümü misali bir o yana bir bu yana dağılıp giderler.Aynen öyle de oluyor. Dağılıyoruz,yitiriliyoruz..Bu korkunç bir durum bence.Hepsine rahmet diliyorum.

Yaşam değişiyor..

Kurumların işleyişlerine ara vermesi, işlerin özel alana taşınması, işe gitmek, bunun için toplu taşıma kullanmak zorunda olan insanların tedirginliği, süpermarketlerin girişinde ve kasalarda göze çarpan el temizleyiciler kaygının küreselleştiğinin gündelik yaşama yansıyan yüzleri... Bunlar daha çok devam edecek gibi..

Akılcılaşmış modern toplumun ilerlemesinin çevreyle ilgili sonuçları; artan çevre kirliliği, küresel ısınma, kuraklık, yangınlar, seller ve kıtlıkken politik ekonomik ve toplumsal sonuçları artan gıda fiyatları, gıda dışalımı, buna bağlı olarak yayılan hastalıklar ve hammadde savaşları gibi sonuçlardır. Şu an gündemde olan küresel virüs salgını da riskin ve kaygının küreselleşmesi bağlamında değerlendirilebilir. Küresel riskler birbirleriyle bağlantılıdır, biri diğerini tetikler ya da büyütür.

Risk, yıkımla  aynı şey değildir, gelecekteki bir yıkımın şimdiki zamandaki beklentisidir. Bu nedenle kuşkulu bir varoluşu vardır, aynı anda hem var, hem yoktur; buradadır, ama eksiktir; kuşkuludur, öte yandan gerçektir...
Riskin bu kuşkulu varlığı bir korku ve önlem politikasına yol açar.Çevresel, ekonomik ve terörle ilgili küresel risklerin bir ortak noktası olarak hepsinin 'uygarlığın ürettiği sonuçlar, eylemler ve belirsizlikler'olmalarını vurgular. Buna hazır mıyız ?

Günümüzde ekonomik ve toplumsal gelişmenin, çağdaşlaşmanın, uygarlaşmanın, aydınlanma değerlerinin küreselleşmesinden çok salgınlar, ekonomik krizler, savaşlar gibi insanlık adına olumsuz olayların küreselleşmesinin yaygınlık kazandığı söylenebilir.

İnsanlar iyilik, güzellik ve doğruluk yerine, acı, yıkım, yozlaşma, açgözlülük, gericilik, ırkçılık ve duyarsızlıkta birleşmişlerdir. Bugün salgın üzerinden öne çıkarılmaya çalışılan dostluk ve dayanışma duygularının altında insanlığın ortak olumsuz yazgısı yatar. Bunun bir seçimden çok, bir koşul olduğunu çoğumuz farkındayız. 

Tüm dünya birleşip Covid-19 virüsünü yok etmeye çalışıyor.Aşılar deneniyor.Ne olmuştur da insanlık iyide, güzelde ve doğruda buluşmak yerine olumsuz üzerinden bir dayanışma sergilemek zorunda kalmıştır ve onu da yapabileceği henüz kuşkuludur? Tarihte ne yanlış gitmiştir? İnsanlık aydınlanma yolundan ne zaman sapmıştır? Öte yandan bugünkü bütün bu küresel riskleri doğuran ve besleyen yağmacı düzenin tam da aydınlanma ve çağdaşlaşma ortak ülkülerinden bir sapmanın ya da geriye dönüşün bir sonucu olduğu söylenemez mi? İşleri tersine çevirmek için tekerleği yeniden keşfetmek gerekmiyor.

Selam ve dua ile..