Ruhi Çenet’in Hasidik Yahudileri konu alan belgeselini izlerken insanın aklına ister istemez bazı sorular geliyor.
Dünyanın en modern şehirlerinden birinde yaşayan, yüzyıllardır sürdürdükleri dini geleneklerinden vazgeçmemeye çalışan bir topluluk…
Kıyafetleri, aile hayatları, eğitimleri, ibadetleri, günlük yaşamları ve dini kuralları hayatlarının önemli bir bölümünü belirliyor. Özellikle Şabat anlayışlarının haftanın merkezinde yer alması, inançlarının günlük hayatlarına ne kadar güçlü şekilde yansıdığını gösteriyor.
İnsanın burada durup kendisine sorması gereken bir soru var:
Biz Müslümanlar, inandığımız hak din İslam'ı hayatımızda ne kadar yaşayabiliyoruz?
Bu soru başkasını övmek için değil, kendimizi sorgulamak için sorulmalı.
Çünkü biz Müslümanlar için mesele sadece bir dine mensup olmak değildir.
Biz, Allah'ın insanlığa gönderdiği son hak dinin İslam olduğuna; Kur'an-ı Kerim'in Allah'ın kelamı olduğuna ve Hz. Muhammed'in son peygamber olduğuna iman ediyoruz.
Bu, bizim için sıradan bir kimlik meselesi değildir.
Bir emanettir.
Bir sorumluluktur.
Bir hayat ölçüsüdür.
İslam bize yalnızca camide nasıl davranacağımızı öğretmedi.
Evde nasıl bir eş, nasıl bir anne-baba olacağımızı;
ticarette nasıl dürüst davranacağımızı;
komşumuza nasıl yaklaşacağımızı;
yetimi nasıl koruyacağımızı;
haksızlık karşısında nasıl duracağımızı;
kazandığımız malın hakkını nasıl vereceğimizi de öğretti.
Namaz bize Allah'ı hatırlatır.
Oruç bize nefsimizi öğretir.
Zekât bize paylaşmayı öğretir.
Sadaka bize merhameti öğretir.
Hac bize bütün insanların Allah'ın huzurunda eşit olduğunu hatırlatır.
Ve bütün bunların üzerinde güzel ahlak vardır.
İşte İslam'ın büyüklüğü burada.
İbadet ile ahlakı birbirinden ayırmaz.
Bir insanın alnının secdeye değmesi ne kadar güzelse, elinin başkasının hakkına uzanmaması da o kadar güzeldir.
Dilinden Kur'an'ın eksik olmaması ne kadar güzelse, o dilin insanları incitmemesi de o kadar önemlidir.
Ramazan'da aç kalmak ne kadar kıymetliyse, Ramazan'dan sonra da fakiri unutmamak o kadar kıymetlidir.
Biz bazen İslam'ın güzelliğini anlatmak için çok büyük cümleler kuruyoruz.
Oysa İslam'ın güzelliği hayatın küçük ayrıntılarında ortaya çıkar.
Bir babanın çocuğuna şefkatinde…
Bir esnafın müşterisini kandırmamasında…
Bir yöneticinin adaletinde…
Bir komşunun zor zamanda kapıyı çalmasında…
Bir insanın kendisine yapılan kötülüğe rağmen kötülükle karşılık vermemesindedir.
Hasidik Yahudileri izlerken belki de en fazla düşünmemiz gereken şey onların hangi kurala nasıl uyduğu değil.
Bizim kendi kurallarımıza ne kadar bağlı olduğumuzdur.
Onların geleneklerini koruma hassasiyetini görünce kendi çocuklarımıza ne bırakacağımızı düşünmeliyiz.
Onlar kendi inançlarını yeni nesillere aktarmaya çalışırken biz çocuklarımıza İslam'ı ne kadar sevdiriyoruz?
Onlar dini hayatlarının merkezine koyarken biz dini yalnızca belirli gün ve gecelere mi sıkıştırıyoruz?
Sorular ağır olabilir.
Ama bazen insanın kendisine sorması gereken sorular, başkalarına sorduğu sorulardan daha değerlidir.
Çünkü Müslümanlık sadece “Ben Müslümanım” demek değildir.
Müslümanlık;
doğru olmaktır.
Güvenilir olmaktır.
Adaletli olmaktır.
Merhametli olmaktır.
Helali gözetmektir.
Kul hakkından korkmaktır.
Anne babaya iyilik etmektir.
Mazlumun yanında olmaktır.
Allah'ı hayatın merkezine koymaktır.
Ve belki bugün en büyük ihtiyacımız, İslam hakkında daha fazla konuşmak değil; İslam'ı daha güzel yaşamaktır.
Çünkü hak din İslam'dır.
Bu bizim inancımızdır.
Fakat bu büyük hakikatin toplumdaki en güzel anlatımı, bizim davranışlarımızdır.
Bir insan İslam'ı anlatan yüzlerce kitap okumayabilir.
Ama dürüst bir Müslüman gördüğünde İslam'ın ahlakını hissedebilir.
Merhametli bir Müslüman gördüğünde İslam'ın rahmetini anlayabilir.
Adaletli bir Müslüman gördüğünde İslam'ın adaletini görebilir.
Belki de bugün bize düşen budur:
Başkasının inancını izleyip onları yargılamak yerine, kendi inancımıza bakmak.
Ve kendimize şu soruyu sormak:
“Bana hak din İslam gibi büyük bir nimet verilmişken, ben bu nimetin hakkını verebiliyor muyum?”
Cevabı herkes kendi kalbinde aramalı.
Çünkü insanın en zor yüzleşmesi gereken kişi, aynadaki kendisidir.



