Hayatımızı neden sadece bir güne indirgiyoruz ? Başkalarının bize empoze etmiş olduğunu gün kutlama mecburiyeti hissediyoruz ? Çekiniyor muyuz ya da utanıyor muyuz ? 14 şubatlar, milli bayramlar, dini bayramlar... Neden hepsini sadece bir gün kutlama gerekliliği ya da bir gün hissetme gerekliliği hissediyoruz ?
Hayatımızı gerçekten istediğimiz gibi çekinmeden, utanmadan yaşayabilmeliyiz. Zor mu ? Evet, zor. Etrafımızdaki insanların bizim için neler diyeceğini ne düşüneceğini düşünerek geçiriyoruz bir günümüzü. Aynanın karşısına geçmeden dışarıya çıkmıyoruz. Başkaları hep “iyi bulmalı” çünkü bizi. Her zaman kusursuz görünmeliyiz. Peki geçen zamana ne kadar kayıtsız kalabiliriz ? Karşınızdaki insana “seni seviyorum” kelimesini o an söyleyemedikten sonra 14 şubatlarda ya da doğum günlerinde, özel günlerde söylememizin, hediyelere boğmamızın bir anlamı kalır mı ? Herkes gibi oluruz hepsi bu. Nasıl ki her insanın parmak izi farklı ise hayatları da parmak izleri gibi olmalı. Başkalarına benzemeye çalışmamalıyız. Düşündüğümüzü özgürce dile getirmeliyiz. Bayramları sadece bayram günlerine sığdırmamalıyız. Her günümüzü bayram gibi kutlamalıyız. Bayram diye küslüğü bitirmemeliyiz. Değer verdiğimiz için insanlara adım atmalıyız. Bunları yaparken içimizden geldiği gibi hareket etmeliyiz. Aslında umursamamayı başarmalıyız. Önemli olanın o an olduğunu, önemli olanın biz olduğunun her zaman farkında olmalıyız. Bizim düşüncelerimiz ve isteklerimiz olmalı birinci öncelikli konu. Bugün de yarın da...




