Öngöremediğimiz her şeyin merakı içindeyiz. Öğrenip öğrenmeme arzusu değil. Bilinmezin hisli sırrı... Bir sabahın ardı ve bir gecenin sabahı. Duyulan her ayak sesinin görünürde karşılığı. Harflerin birleşemediği yerde, seslerin derin anlamı... Bulamıyorsak eğer zamansallığımızı aşındıran dürtülerin adını, yadsımaya başlarız ait olduğumuz dünyayı. Berisinde gün yüzü görmemiş bir kara ormanda, ötesinde ışıkların yansıdığı bir isimsiz sabahta... Hangisinde olmak istediğimizi düşündüğümüz o anda; berisinde tadı damağımızda kalan o acı böğürtlenin, beyaz elbisemize bulaşan çürük rengini arayacağız, gün yüzü görmemiş kara ormanın sabahında. En hisli sırların tadına bilmeden varacağız...




